Ana Sayfa Blog

Türkiye’de Madencilik Yapmak Maliyetli Mi?

0
Türkiye'de

Türkiye’de arazi kullanım bedellerinin yüksek olmasından kaynaklı sorunlar mevzuat değişikliklerinin de etkisiyle gün geçtikçe artmaktadır. Maden yatırımcıları maden işletme faaliyetlerine başlamadan önce, işletme ruhsatı ediniminden itibaren, orman bedeli1,2,3,4, mera bedeli5, özel arazi ve kamulaştırma bedeli6 gibi arazi kullanım bedelleri ödemektedir7. Bunların her biri maden yatırım giderlerini arttırmaktadır. Ayrıca, izin süreçlerindeki gecikmelerden kaynaklı olarak maden yatırım kayıpları da oluşmaktadır. Bu da hesaplanamayan gizli bir maliyet ortaya çıkarmaktadır8,9,10,11,12,13,14,15. İşletme faaliyeti bitimine kadar ise her yıl işletme ruhsat bedeli, devlet hakkı, belediye payı, buluculuk payı, çevre uyum teminatı16, rehabilitasyon bedeli ve çeşitli vergiler olmak üzere birtakım bedeller ödemekle yükümlüdürler7,17. Bu bedeller dünya geneline kıyasla Türkiye’de oldukça yüksektir. Yapılan anket çalışmasına göre maden işletmelerinin maden ömrü boyunca ödediği/ödeyeceği tüm orman bedelleri toplamının toplam yatırım tutarına oranı ortalama %38,32’dir3. Aynı oran ortalama olarak özel arazi/kamulaştırma bedelleri için %2,976, mera bedelleri için %0,44’dür5 (Tabi bu oranlar arazi kullanımlarıyla madenlerin çakışma durumuna göre değişebilir). Türkiye’de sadece orman alanlarında madencilik faaliyetleri yapılabilmesi için maden işletmelerinden; “orman arazi izin bedeli”, “ağaçlandırma bedeli” ve (teminat, hizmet ve rapor gibi) “diğer bedeller”, çevre uyum teminatı + rehabilitasyon bedelleri alınmaktadır. Bunların her biri maden yatırım giderlerini arttırmaktadır. Tüm bu bedellerden sadece “orman arazi izin bedeli” diğer dünya ülkelerinde alınan bedellere kıyasla Türkiye’de binlerce katını bulmaktadır. Türkiye’deki maden yatırım tutarlarının düşük olduğu dikkate alındığında, maden işletmelerinden istenen bu orman bedelleri bir maliyet kalemi olarak yatırım riski yaratacak boyutu aşmıştır3. Tüm dünyada maden ve doğaltaş sektörünün geliştiği birçok ülkede, proje süresince ödenen madencilik faaliyetleri için ödenen orman izin bedelleri dahil tüm mülkiyet izinleri, toplam maden yatırım tutarlarının %2’sini geçmezken18,19 Türkiye’de, sadece orman arazilerinde bu oranın %40-45’leri aştığı somut örnekler bulunmaktadır3. Sadece orman bedellerinin bu kadar yüksek oranda maden işletmelerinden istenmesi nedeniyle özellikle son 8-10 yıldır yerli ve yabancı maden yatırımcılarının giderek Türkiye’den uzaklaştığı tespit edilmiştir20. Türkiye’deki tüm sektörler sadece 2018 yılı içerisinde Orman Genel Müdürlükleri’ne (OGM) işletme faaliyetleri için toplamda 1,639 milyar TL ödemiştir. Bu bedelin 295 Milyon TL’si Türkiye’nin tamamının ağaçlandırma çalışmaları için harcanmıştır21. OGM’nin tüm sektörlerden elde ettiği gelirlerin toplamının %58’i sadece maden işletmelerinden karşılanmıştır22.

Son yıllarda yakıt ve elektrik gideri başta olmak üzere maden işletme giderleri de giderek yükselmiştir. Buna ek olarak Covid-19 salgını tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de etkilemiş, madencilik sektörü bu salgın nedeniyle ekonomik açıdan diğer sektörlere kıyasla daha da fazla etkilenmektedir20. Türkiye’de maden yatırımcısı, gerçekleştirdiği madencilik faaliyetleri esnasında her yıl, maden cevherlerinin ocak başı satış tutarının (maden gruplarına göre değişen oranlarda) %0,5-18,75’i arasında devlet hakkı vermektedir6,29. Şüphesiz ki madenciliğin yalnız bulunduğu çevreye değil tüm ülkeye katkısı, verilen devlet hakkı ve diğer vergilerle sınırlandırılamaz23.

Türk medyasında ve diğer iletişim platformlarında madencilikle ilgili yapılan haberlerde27,28 “Maden şirketleri devlete yalnızca ~%2-4 arasında bir pay vermekte, kalanı ise şirketlere kalmaktadır” benzerinde ifadeler kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre sadece devlet hakkının yıllık maden işletme giderine oranı ortalama %12,8’dir. Bu tabloda maden şirketlerinin devlet hakkı dışında yüksek arazi kullanım bedelleri ve diğer vergileri, masrafları da ödediği dikkatlerden kaçmamalıdır. Ayrıca, sadece devlet hazinesine değil, madenciliğin yapıldığı bölge halkına da pay ayrıldığı, harcamalar yapıldığı dikkate alınarak maden işletmelerinin kapanmasına neden olmayan, daha fazla maden yatırımının işletmeye geçmesini sağlayan bir madencilik politikasına ihtiyaç vardır29.

Türkiye Maden Profesyonelleri”ndeki bu makale Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Sektörden Haberler Bülteni’nin 86. Sayısında yayınlanmıştır: Yıldız, T.D., 2021. Türkiye’de maden yatırım ve işletme maliyetleri yükselirken madencilik sürdürülebilir mi? Türkiye Madenciler Derneği Sektörden Haberler Bülteni, 86, 72-75. Erişim: https://www.tmder.org.tr/modules/faq/datafiles/FILE_4FF906-B7D311-BC6A1E-81BAB4-D7D520-134C86.pdf Bu derleme makaleye atıf yapmak isteyenler Sektörden Haberler Bülteni’ne ve Kaynakça’dan orjinali bulunan çalışmalara atıf yapmalıdır.  

KAYNAKLAR

(1) TMD, 2017. Orman izinlerinde madencilik sektörünün sorunları ve çözüm önerileri. Türkiye Madenciler Derneği (TMD), Editör: Evren Mecit Altın, 27 s., Erişim: <http://www.tmder.org.tr/uploads/pdf/kitap-6.pdf>

(2) TMD, 2019. Orman izinlerinde madencilik sektörünün sorunları ve çözüm önerileri. TMD, Editör: Evren Mecit Altın, İstanbul, 37 s. Erişim <http://www.tmder.org.tr/uploads/pdf/kitap-10.pdf>

(3) Yıldız, T.D., 2020. Forest fees paid to permit mining extractive operations on Turkey’s forestlands & The ratio to investments. Gospodarka Surowcami Mineralnymi: Mineral Resources Management, 36 (3), 29-58. https://doi.org/10.24425/gsm.2020.133935

(4) Yıldız, T.D., 2020. Forest costs paid by enterprises during investment period to carry out mining operations in forestlands. Journal of Engineering Science of Adıyaman University, 7 (12), 24-33. Erişim: <https://dergipark.org.tr/tr/pub/adyumbd/issue/45775/555222>

(5) Yıldız, T.D., 2019. The share of required costs in investment amounts for mining operating activities in pasture lands in Turkey. Journal of Engineering Science of Adıyaman University, 6 (10), 23-31. Erişim: <https://dergipark.org.tr/tr/pub/adyumbd/issue/45775/555222>

(6) Yıldız, T.D., 2020. Effects of the private land acquisition process and costs on mining enterprises before mining operation activities in Turkey. Land Use Policy, 97, https://doi.org/10.1016/j.landusepol.2020.104784

(7) Yıldız, T.D., Kural, O., 2019. Maden işletme faaliyetleri ile hazinenin özel mülkiyet arazilerinin çakışması halinde istenebilecek bedeller & Mevzuat değerlendirmesi. 1. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi (16-18 Eylül 2019), Bolu, s.201-202. Erişim: <https://www.researchgate.net/publication/337397715_Maden_Isletme_Faaliyetleri_ile_Hazinenin_Ozel_Mulkiyet_Arazilerinin_Cakismasi_Halinde_Istenebilecek_Bedeller_Mevzuat_Degerlendirmesi>

(8) Yıldız, T.D., 2020. The impacts of EIA procedure on the mining sector in the permit process of mining operating activities & Turkey analysis. Resources Policy, 67, https://doi.org/10.1016/j.resourpol.2020.101681  

(9) Yıldız, T.D., Kural, O. 2020. The effects of the mining operation activities permit process on the mining sector in Turkey. Resources Policy, 69, https://doi.org/10.1016/j.resourpol.2020.101868

(10) Yıldız, T.D., 2020. Recommendations for authorized administration organization in the mining operation permit process in Turkey. Trakya University Journal of Social Science, 22 (1), 117-143. https://doi.org/10.26468/trakyasobed.533814

(11) Yıldız, T.D., 2020. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının (GSM) mevzuat ve madencilik sektörü açısından değerlendirilmesi: GSM ruhsatı ÇED kapsamına alınabilir mi? Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 24 (2), 145-169. Erişim: <https://dergipark.org.tr/tr/pub/cuiibfd/issue/60002/795152>

(12) Yıldız, T.D., 2020. İşletme izin sürecinin madencilik sektörüne etkileri. İKSAD Yayınevi, 1. basım, 394 s. Erişim: <https://iksadyayinevi.com/wp-content/uploads/2020/09/SLETME-IZIN-SURECININ-MADENCILIK-SEKTORUNE-ETKILERI.pdf>

(13) Yıldız, T.D., Kural, O., Aslan, Z., 2019. Türkiye’de orman alanlarında maden işletme faaliyetleri yapılabilmesi için gerekli izinler konusunda yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri. 1. Uluslararası Şişli Bilim Kongresi (24-25 Ekim 2019), İstanbul, s.159-160. Erişim: <https://www.researchgate.net/publication/337397786_Turkiye’de_Orman_Alanlarinda_Maden_Isletme_Faaliyetleri_Yapilabilmesi_Icin_Gerekli_Izinler_Konusunda_Yasanan_Sorunlar_Ve_Cozum_Onerileri>

(14) Yıldız, T.D., Kural, O., Aslan, Z., 2020. Türkiye’de orman alanlarında maden işletme faaliyetleri yapılabilmesi için gerekli izinler konusunda yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri. Fen ve Matematik Bilimleri Alanında Akademik Çalışmalar, Gece Kitaplığı, Bölüm 2, İstanbul, s.23-46. Erişim: https://www.gecekitapligi.com/Webkontrol/uploads/Fck/FenBilimleriveMatematik.pdf

(15) Yıldız, T.D., Kural, O., Çatan, B.E., 2019. Mera alanlarında maden işletme faaliyetleri yapılabilmesi için öngörülen izin süreci. Uluslararası 30 Ağustos Bilimsel Araştırmalar Sempozyumu (28-31 Ağustos 2019), Uygulamalı Bilimler Tam Metin Kitabı, İksad Yayınevi, İzmir, s.272-280. Erişim: <https://www.researchgate.net/publication/337396448_Mera_Alanlarinda_Maden_Isletme_Faaliyetleri_Yapilabilmesi_icin_Ongorulen_Izin_Sureci>

(16) Yıldız, T.D., Samsunlu, A., Kural, O., 2016. Urban development and mining in Istanbul – Ağaçli Coal Field and its rehabilitation. (SWEMP 2016) International Symposium on Environmental Issues and Waste Management In Energy and Mineral Production, 5-7 October 2016, Istanbul, 29, 1-11. Erişim: <https://www.researchgate.net/publication/329962585_Urban_Development_and_Mining_in_Istanbul_-_Agacli_Coal_Field_and_Its_Rehabilitation>

(17) Yıldız, T.D., 2020. Waste management costs (WMC) of mining companies in Turkey: Can waste recovery help meeting these costs? Resources Policy, 68, https://doi.org/10.1016/j.resourpol.2020.101706

(18) Aydın, O., 2018. Yatırımcı dertli.. (Dergi Editörü Önsözü). Madencilik Türkiye Dergisi, sayı 70, s.4.

(19) TMD, 2018. Madencilik İle İlgili Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Raporu. TMD Sektörden Haberler Bülteni, 72, 23-36. Erişim: <https://www.tmder.org.tr/modules/faq/datafiles/FILE_A3FF06-3A8EE4-D94BC6-B9883C-B71E78-072CF4.pdf>

(20) Yıldız, T.D., 2020. Problems of the mining sector that need to be solved urgently. 10th International Science And Technology Conference (ISTEC 2020), (September 3-4, 2020), Nicosia, Turkish Republic of Northern Cyprus. pp.96-97. Erişim: <http://iste-c.net/publication_folder/inte/inte-istec-iticm-ietc-iwsc-2020_abstract_book.pdf >

(21) OGM, 2019. Tarım ve Orman Bakanlığı OGM 2018 yılı Faaliyet Raporu, Ankara, 85 s. Erişim:<https://www.ogm.gov.tr/ekutuphane/FaaliyetRaporu/Orman%20Genel%20Müdürlüğü%202018%20Yılı%20Faaliyet%20Raporu.pdf>

(22) Dinçer, A., 2019. Eskişehir Sanayi Odası Toplantısı, 30.01.2019.

(23) Yıldız, T.D., 2021. How can the effects of EIA procedures and legislation foreseen for the mining operation activities to mining change positively in Turkey? Resources Policy, 72, https://doi.org/10.1016/j.resourpol.2021.102018

(27) Övür, M., 2019. Türkiye ne kazanıyor? 10 Ağustos 2019 tarihli haber. Erişim: <https://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2020/09/02/eski-somurgecilerin-bu-golge-oyunundan-artik-biktik>

(28) İnternethaber, 2019. Kaz Dağları’nda neler oluyor? Alamos Gold şirketi 400 milyonla 4 milyar alacak. 07.08.2019 tarihli haber. Erişim: <https://www.internethaber.com/kaz-daglarinda-neler-oluyor-alamos-gold-sirketi-400-milyonla-4-milyar-alacak-2042335h.htm>

(29) Yıldız, T.D., 2021. Türkiye’de devlet hakkının işletme gideri içindeki yüksek payının sebepleri dikkate alınarak devlet hakkı nasıl hesaplanmalı? Henüz yayınlanmamış makale.

.

.

Altın Madeninde Bir Botanik Park…

0
Rehabilitasyon

Madencilik faaliyetleri sonrası gerçekleştirilen rehabilitasyon çalışmaları ile hedeflenenlerden birisi de sürdürülebilir kalkınma yolu ile yerel halkların uzun vadeli çevresel, sosyal ve ekonomik görünümünü iyileştirmektir. Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilen çevre yönetimi uygulamaları sorumlu madencilik anlayışının uzun vadeli faydalarını sağlamaya yönelik çalışmalar arasında bulunmaktadır. Bu çalışmanın en dikkat çekici örneklerinden birisi ise Endonezya’da bulunan bir altın madeninde gerçekleştirilen bir rehabilitasyon çalışması olarak karşımıza çıkmaktadır.

Newmont şirketinin bir iştiraki olan PT Newmont Minahasa Raya şirketi tarafından işletilen ve Endonezya’nın 4 büyük adasından birisi olan Sulawei’nin kuzeyindeki Ratatotok’da yer alan altın madeni 1996 yılında işletilmeye başlanmıştır. Madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilir gelişimine yoğunlaşarak projenin sosyal, çevre ve kalkınma yönünden performansını arttırmak amacı ile maden henüz faaliyetlerine devam ederken Endonezya Hükümeti ile koordineli bir şekilde rehabilitasyon çalışmalarını sürdüren şirket 2004 yılında ise rehabilitasyon projesini hayata geçirmeye başladı. 2011 yılına gelindiğinde ise yüz binlerce ağaç ekimi ve saha iyileştirme çalışması sonrasında eski maden sahası Endonezya Hükümetine teslim edildi. Ancak, şirket zaman içerisinde projenin kapsamını genişleterek 443 hektar içerisindeki 221 hektarlık alanının botanik park olarak değerlendirilmesine yönelik bir girişim başlattı. Bu proje doğrultusunda Endonezya Orman Bakanlığı, Endonezya Bilim Enstitüsü, Sam Ratulangi Üniversitesi, Kuzey Sulawesi Sürdürülebilir Kalkınma Vakfı ve yerel topluluklar başta olmak üzere ülkedeki birçok kurum ile koordineli şekilde çalışmalar yürüten şirket bu çalışmaların sonucunda ilgili tüm kurumlardan gerekli onayları alarak günümüzde Megawati Soekarnoputri Botanik Parkı olarak anılan bölgeyi 2014 yılı itibari ile botanik park olarak kayıtlara geçirmeyi başardı.

Dünyadaki örnekleri incelendiğinde eski bir maden sahası üzerine bulunması gibi ender bir özelliğe sahip olan botanik park, eski maden sahasının içerisinde 221 hektarlık alan üzerinde bulunmaktadır. Şirket 443 hektarlık eski maden sahasının rehabilitasyonu için 13,5 milyon dolar değerinde yatırım yaparken 221 hektarlık botanik park alanı için ise yaklaşık 40 milyon dolar (Rp 518 milyar) değerinde yatırım gerçekleştirilmiştir.

Proje kapsamında zemin düzenlemesi, ağaç ekimi gibi birçok çalışmanın yanı sıra su akışını güvence altına almak ve su baskını tehdidini ortadan kaldırmak amacı ile 9 kilometre uzunluğunda su kanalı oluşturulmuştur. Aynı zamanda bu kanal sayesinde yüz binlerce ağacın ihtiyaç duyduğu suya ulaşımı sağlanmıştır. Ayrıca, doğayı koruma ve sürdürülebilir bir kullanım sağlama konusunda dünyanın önde gelen botanik parklarından biri olma amacı ile yola çıkılan projede, doğayı arındırmak amacı ile ‘phytoremediation’ adı verilen ve toprak ve sudan ağır metalleri ayırmak için bitkilerin kullanılmasını hedefleyen bir yöntem tercih edilmiştir.  Park aynı zamanda, karbon emilimi konusunda Endonezya’da bir ilk olmuş ve bir model olarak kabul görmüştür.

Sunduğu zengin biyo-çeşitliliklerinden dolayı botanik parkın yüzlerce bitki, kuş, böcek ve diğer hayvan türlerinin yaşam alanlarının korunmasını sağlamasının yanında çevresel araştırma ve eğitim için bir açık hava sınıfı ve laboratuvarı olarak hizmet vermektedir.

Zorlu bir sürecin sonunda tamamlanan proje yerel halk için olumlu ekonomik ve çevresel koşullar yaratmıştır. Karbon emilimi için örnek bir model ortaya koyan proje ayrıca her yıl binlerce bölgesel ve uluslararası ziyaretçi için bir turizm merkezi haline gelmiştir. Bu sayede çevresel olarak yarattığı pozitif etkilere ek olarak hem yerel kalkınmaya hem de ülkenin ekonomisine katkı sağlamıştır.

 

RehabilitasyonRehabilitasyonRehabilitasyonRehabilitasyon RehabilitasyonRehabilitasyonRehabilitasyon

Kaynaklar

https://geotourism.guide/tourpoints/indonesia/sulut/ratahan/nature/kebun-raya-megawati-soekarnoputri-botanical-garden/

https://miningglobal.com/smart-mining/how-turn-gold-mine-botanical-garden

https://rainforestjournalismfund.org/stories/leilem-plant-becomes-icon-megawati-soekarnoputri-botanical-gardens-bahasa-indonesia

https://www.miningpeople.com.au/news/gold-mine-turned-botanical-garden

.

.

 

Kütahya’daki Eski Maden Sahasının Lavanta Tarlaları ile Turizme Kazandırılması Hedefleniyor

0
Kütahya

Eski maden sahalarının ağaçlandırılması konusunda çalışmalarını sürdüren Kütahya Orman Bölge Müdürlüğü, yıllarca işletilen maden sahalarını üretim faaliyetlerinin sona ermesinin ardından yeniden yeşillendirerek doğaya kazandırıyor.

Bugüne kadar 25 yılda 2 bin 446 hektar alanda 5 milyon 252 bin fidanı toprakla buluşturan kurum bu kapsamda Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Tunçbilek beldesindeki eski linyit sahasında lavanta yetiştirmeye başladı.

Eski bir maden sahası olan bölgede ilk olarak 2016 yılında deneme amaçlı lavanta fidesi ekimi yapıldığını ve fidelerin tutmasının ardından çalışmanın genişletildiği ifade eden kurum bölgedeki diğer eski maden sahalarından toprağı verimli olanlarda da lavanta yetiştirileceğini kaydetti.

Kütahya-Bursa kara yolu yakınında bulunan eski maden sahasının yetiştirilen lavantalar ile ziyaret edilebilir hale getirilerek turizme ve ekonomiye kazandırılması amaçlanıyor.

Kütahya

.

.

 

Olivin Maden’inden Avrupa’nın En Büyük Veri Merkezine: Leftal Mine Data Center

0
Olivin

Bir zamanlar, sahip olduğu yüksek erime noktası nedeni ile alüminyum ve çelik dökümünde kullanılan olivin minerali üretimine ev sahipliği yapan ve Norveç’in Kuzey-batısında yer alan Leftal Madeni madencilik faaliyetlerinin sona ermesi ile birlikte ekonomiye kazandırılarak 2017 yılında dünyanın en büyük veri merkezlerinden biri olarak faaliyete geçti.

Veri depolama merkezileri birçok açıdan oldukça talepkar oldukları bilinmektedir.  Lefdal Madeninde gerçekleştirilen uygulama, madenin sunduğu doğal özelliklerin bu taleplerin karşılanmasında önemli bir unsur olabileceğini göstermiştir.

Veri depolama tesislerinin başlıca gereksinimi enerji olarak bilinmektedir. Küçük bir şehir kadar güç kullanabilen veri merkezleri için temiz ve güvenilir enerji büyük önem taşımaktadır. Tüm veri merkezlerinin enerji kullanımı 2013 yılında 375 TW/s olarak kaydedilmiştir. Sadece veri depolama tesislerine ait olan bu kullanım ülkelerin enerji kullanımı ile kıyaslanırsa tüm ülke sıralamasında 11. sırada kendisine yer bulacağı görülmektedir. Kullanılan enerjinin yaklaşık yarısı ise soğutma sistemleri için kullanılmaktadır. Bu noktada Leftal Madeni’nin sunduğu doğal avantajlar ön plana çıkmaktadır. Yeryüzün koşullarından bağımsız şekilde yıl genelinde ortalama 8 derecelik sıcaklık sunana maden ayrıca bir fiyorda yakın konumda bulunması nedeni ile sıvı soğutma sistemlerinin kullanımı için büyük avantaj sağlamaktadır. Buna ek olarak madenin bir kısmının deniz seviyesinin altında olması su dolaşımı için yüksek kapasiteli pompa kullanım zorunluluğun önüne geçmekte ve maliyetleri azaltmaktadır. Madenin tüm bu doğal özelliklerinin uygun amaç doğrultusunda kullanılması Avrupa’daki son teknoloji soğutma sistemlerinin %20-30 daha fazla performans sunmasını sağlamaktadır.

Madenin doğal özelliklerinin sunduğu avantajlar ile maden 1.1’in altında bir güç kullanım etkinliği değeri sağlamaktadır. Bu değer tesisinde kullanılan tüm enerjinin veri depolama ekipmanlarına enerji sağlamak için kullanılacağını tesisin genel giderleri için ise çok az enerji harcanacağını göstermektedir.

Bunun yanında tesiste ihtiyaç duyulan enerjinin yenilenebilir kaynaklardan sağlanabilecek olması yine madenin konumu ve sunduğu doğal özelliklerin bir sonucudur. Toplam 360 MW’lık enerji direk olarak hidroelektrik santralleri ve rüzgâr türbinlerinden elde edilmektedir. Yenilenebilir enerjinin kullanılması ile Leftal Mine Datacenter’in karbon emisyon değerleri sıfır olarak kaydedilmektedir.

Rehabilitasyon çalışmaları sonrasında Avrupa’nın en büyük veri merkezlerinden birisine dönüştürülen Leftal Madeni, madenin doğal özellikleri kullanılarak veri merkezlerinin en büyük sıkıntıları olan fiziksel alan ve enerji ihtiyacını ortadan kaldırmış ve madenlerin ekonomiye kazandırılması alanından inovatif ve alanında öncü bir örnek sunmaktadır.

Olivin Olivin Olivin Olivin Olivin Olivin

.

.

 

MİSGEP Madende: Yaklaşık 30 Madende, 60 Gösterimi Yapılacak “GÜVEN USTA İle VARDİYA ÖYKÜLERİ” Perdelerini Manisa’da Maden Çalışanları İçin Açtı

0
MİSGEP

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM) tarafından yürütülen, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen Madencilikte İş Sağlığı ve Güvenliğinin Geliştirilmesi Projesi (MİSGEP) “Drama Yoluyla İnteraktif Seminerler” faaliyeti altında hazırlanan “GÜVEN USTA ile VARDİYA ÖYKÜLERİ” adlı 8 bölümlük oyun Manisa’da maden çalışanları ile buluştu.

MİSGEP Drama Yoluyla İnteraktif Seminerleri ile maden çalışanları arasında iletişimin ve iş birliğinin teşvik edilmesi, takım ruhunun oluşturulması amaçlanarak hazırlanan ve prömiyeri geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirilen “GÜVEN USTA ile VARDİYA ÖYKÜLERİ” interaktif tiyatro oyununun turnesine başlandı. Turnenin ilk durağı Manisa’nın Demir Export Soma Eynez Yer Altı Kömür İşletmesi’ydi. İnteraktif tiyatro saat 14:00’de maden çalışanlarının beğenisine sunuldu. Sıcak hava koşullarına rağmen izleyenler tarafından beğenilen interaktif tiyatro 21:30’da tekrarlanarak akşam vardiyası çalışanları için de sahnelenecek.

Seminerin açılış konuşmalarında İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Ergün CAN, MİSGEP ile birlikte ülkemizde yer alan yeraltı kömür ve metal maden işyerlerine ve bu işyerlerinin çalışanlarına ulaşmayı amaçladıklarını belirtti. CAN konuşmasında “Bu hedefler doğrultusunda hazırlanan MİSGEP Turne Sahnesi ile 30’un üzerinde ilde maden çalışanlarının emek verdiği ocaklara giderek 60’a yakın seminer düzenleyeceğiz ve 10.000 maden çalışanına ulaşılacağız.” dedi.

İnsan davranışlarını, iletişim temelli konuları ve soyut kavramları anlamada en etkili yöntemlerden biri olan drama tekniği geliştirilen ve 8 bölümden oluşan Drama Yoluyla İnteraktif Eğitim Seminerinde İSG alanındaki işbaşı eğitimi, kişisel koruyucu donanım, tahkimat, iş kazalarını önleme, çalışanın psikolojik durumu, mevcut İSG yasası, haklar, çalışan temsilcisi, tahlisiye ve iletişim gibi farklı temaları içermekte. Her bölümün sonunda seyirciler oyuna dahil edilip yorum ve değerlendirmeleri alınarak interaktif bir oyun sergilenmekte.

Turnenin ikinci durağı ise 30 Haziran 2021’de Soma Yırca Köyü’ndeki İMBAT Madencilik olacak. Drama Yoluyla İnteraktif Eğitim Seminerlerinin Manisa turnesi Temmuz ayının ilk haftalarında diğer madenlerde de devam edecek.

Seminerin tanıtım broşürünü şu linkten görüntüleyebilirsiniz.

MİSGEP MİSGEP MİSGEP MİSGEP MİSGEP MİSGEP

.

.

 

Bir Kömür Madeni, Yüzlerce Olasılık

0
Kömür

Ekonomiye Kazandırma

Madencilik 19. ve 20. yüzyıllarda Avrupa’nın en önemli ve büyük ekonomik öneme sahip endüstriyel faaliyetlerinden biri olarak bilinmektedir. Zollverein XII Kömür Madeni ise Almanya’da bulunan ve bu dönemi sembolize eden önemli madenlerden birisi olarak kabul edilmektedir.

İlk kömür üretiminin 1847 yılında gerçekleştirildiği Zollverein XII Kömür Madeni Kompleksi‘nde  yaklaşık 100 yıllık faaliyet süresi sonrasında ilk olarak 1986 yılında kömür üretimi 1993 yılında ise kok tesisi faaliyetlerine son vermiştir.

Kömür

Modern bir kömür madeninde bulunan açık ocakları, kok fabrikaları, demiryolu hatları, madenci barınakları ve tüketici ve dinlenme tesisleri gibi tüm unsurları bünyesinde bulunduran Zollverein XII Kömür Madeni Kompleksi’nin uluslararası bir kültür merkezi olarak dönüştürülmesine dair düşünceler 1990 yılında planlanmaya başlamıştır.

Estetik olarak dışavurumculuktan kübizm ve işlevselliğe geçişi temsil eden bir siyasi ve ekonomik çalkantı ve değişim döneminin sonunda kurulan Zollverein XII aynı zamanda iki Dünya Savaşı arasında yaşanan kısa ekonomik toparlanma yıllarının somut bir örneği olarak gösterilmektedir. Maden aynı zamanda, küreselleşmenin, ekonomik faktörlerin ve dünya çapında karşılıklı ilişkilerin hayati bir rol oynadığı bir dönemi yansıtan bir endüstri anıtı olarak anılmaktadır.

Tüm bu özellikleri nedeni ile maden 14 Aralık 2001 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Komitesi tarafından Dünya Miras Listesine alınmıştır. Olağanüstü bir evrensel değere sahip olan ve bu nedenle hem benzersiz hem de otantik olarak değerlendirilen madenin aynı zamanda rehabilite edilerek duyarlı bir şekilde kamusal hayata entegre edildiği belirtilmektedir. Madenin tüm bu özellikler göz önüne alınarak insanlığın kültürel ve doğal miras alanlarının korunması amacı ile listeye kaydedildiği kayıtlara geçmiştir. Madeni “Avrupa’daki geleneksel ağır sanayilerin gelişiminin temsilcisi” olarak niteleyen Dünya Mirası Komitesi maden kompleksinin Bauhaus tarzındaki mimarisine dikkat çekerek mimarinin modern sanayi mimarisinin önemli örnekleri arasında yer aldığını kaydetti.

Değiştirme Yoluyla Koruma” sloganı benimsenerek kültürel mirasını günümüze taşımayı başaran Zollverein XII Kömür Madeni Kompleksi her yıl yaklaşık 1,5 milyon ziyaretçisine çeşitliliği, tarihi, kültürü, yaratıcılığı, eğlenceyi, gastronomi ve rekreasyonu birleştiren bir deneyim sunmaktadır.

Kömür Kömür Kömür Kömür Kömür Ekonomiye Kazandırma Kömür

Kaynaklar

https://whc.unesco.org/en/list/975/

https://www.zollverein.de/

.

.

 

Her Ev Aslında Birer Madendir

0
Madencilik

Modern hayatı sürdürmek için gerekli olan temel ihtiyaçlarımızın her birisinde madencilik sonucu elde edilen ürünler önemli yer tutmaktadır. Yemek yerken kullandığımız tabak, çatal bıçak gibi ürünlerden banyodaki klozet lavabo gibi ürünlere kadar her şey madencilik ile var olmaktadır. Günlük hayatımızı sürdürdüğümüz evlerimizi madencilik açısından incelersek her bir evin bir madenden farksız olduğu ortaya çıkacaktır.

Günümüzde hayatımızın önemli bir parçası haline gelen telefon, bilgisayar gibi elektronik ürünlerinin madencilik sayesinde var olduğunu gözden kaçırmak mümkün değil. Bunun yanında çok daha uzun yıllardır günlük hayatımızın bir parçası olan ürünlerde yıllardır madencilik sayesinde hayatımızı sürdürmemize yardımcı olmaktadır.

Alıştığımız modern hayatın sürdürülmesi için her birey yıllık olarak 10 ton petrol dışı maden ürününe ihtiyaç duymaktadır. Bir birey yaşam süresi boyunca ise 1.500 ton kayaç, mineral ve metal kullanmaktadır. Bunlar arasında 400 kg kurşun, 350 kg çinko, 650 kg bakır, 1800 kg boksit, 10 bin kg kil, 14 bin ton tuz, 3.250 kg çimento, toplam 750 bin kg taş, kum ve çakıl tüketmektedir.  Sayılan bu madencilik ürünlerinin büyük bir kısmı hayatımınız büyük bölümünü geçirdiğimiz ev ve iş yeri gibi kapalı alanların inşasında ve içerisindeki eşyaların üretiminde kullanılmaktadır.

2019 yılı itibari ile dünya üzerinde ortalama ömrü yaklaşık 79 yıl olan 7,7 milyar insan hayatını sürdürmektedir. Sayısı her geçen gün artmaya devam eden dünya nüfusunun, oluşumu milyonlarca yıl süren doğal kaynaklara giderek artan ihtiyacı madenciliğin hayatımızdaki yerini ortaya koymakta ve kaynak ihtiyacı arttıkça sürdürülebilirliği sağlamak adına madencilik teknolojilerinin gelişiminin önemini göstermektedir.

Madencilik ürünleri denildiğinde ilk olarak akla sanayi ürünleri gelse de hayatın tüm alanında hatta hayatımızı geçirdiğimiz ve büyük önem atfettiğimiz evlerimizde madencilik ürünleri sayesinde var olmaktadır. Yaşam alanlarımızda ortalama yaklaşık 1000 farklı mineral kullanılmaktadır. Madencilik ürünlerinin yaygın kullanımını daha iyi anlamak adına kullanılan materyalleri incelerken eğer bitki veya ağaç gibi yetiştirilen bir üründen bahsedilmiyorsa direk maden ürünü ya da maden ürünleri kullanılarak üretildiğini gözden kaçırmamak gerekmektedir.

Öncelikle evimizin inşasında kullanılan ürünlere bakarsak kireçtaşı kil, agrega, çimento gibi ürünler kullanıldığı görülecektir. Bunun yanında demir cevheri de günümüzde kullanılan betonarme binalar için vazgeçilmez durumdadır. Ayrıca artık doğal bir ihtiyaç haline gelen elektriği evimizde kullanabilmemiz için kullanılan kablolarda yoğun miktarda bakır bulunmaktadır.

Her evde bulunan mutfak, banyo, oturma odası gibi günlük hayatımızı geçirdiğimiz alanlarda görülmeyen madenler gibidir. Hayatımızın büyük bölümünü geçirdiğimiz bu alanlarda kullanılan madencilik ürünlerinin bazıları şu şekildedir.

Dünyanın İlk Yer Altı Oteli: Shanghai Wonderland

0
Shangai Wonderland

Dünyanın ilk yer altı oteli olma özelliği taşıyan ve eski bir maden sahasında inşa edilen Shanghai Wonderland aynı zamanda maden rehabilitasyon çalışmaları sonucu ekonomik değer yaratılmasının en güzel örneklerinden birisi olma özelliği taşıyor.

1902 – 1950 yılları arasında faaliyet gösteren bir andezit ocağına inşa edilen otelin inşaatına 2006 yılında başlanırken yaklaşık 10 yıl ve 300 milyon dolarlık yatırım sonucunda 18 katlı ve 336 odalı bir otel inşa edilerek terk edilmiş maden sahası hem hayata hem de doğaya tekrar kazandırılmasının yanında aynı zamanda ekonomik bir değer yaratılmış oldu. Ayrıca inşa edilen otel sadece lüks bir otel olmanın ötesine geçerek yer seviyesinin altında bulunan 16 katı ve su seviyesinin altında bulunan 2 katı ile türünün ender örnekleri arasında yerini aldı. Otel sunduğu tüm konfora ek olarak ziyaretçilerine kayak kaya tırmanışı gibi imkanlarda sunuyor.Shangai Wonderland

Daha iyi bir gelecek vizyonu ve günümüzün soruları için gerekli cevapları geçmişte arayan bir modelle inşa edilen otel UNESCO yetkilileri tarafından sürdürülebilir gelişim için örnek bir model olarak gösterilmektedir.

Aynı bölgede bulunan ve ulusal park veya golf sahası olarak rehabilite edilen emsallerinden farklı olarak Çin hükümetinin de teşviki ile otel olarak değerlendirilmesi kararlaştırılan sahada inşaat süresince sahanın doğal yapısı nedeni ile birçok teknik sorunla karşılaşıldı. Tüm bu zorluklar, patenti kayıt altına alınan 41 yenilikçi mühendislik çözümü ile giderildi. Otel aynı zamanda deprem karşısında herhangi bir sorunla karşılaşılmaması için katı önlemler alınarak inşa edildi.

Otelin şimdiden doğa ile bütünleşik bir yapıya kavuştuğunu belirten projenin geliştiricilerinden Shimao Group teknik zorlukları bulunan projeyi gerçekleştirmenin zor olacağını bildiklerini ancak kolay yolu tercih etmeyip eski maden sahasını bir cevhere dönüştürmeyi başardıklarını belirtti.

Shangai Wonderland Shangai Wonderland Shangai Wonderland Shangai Wonderland Shangai Wonderland Shangai Wonderland

Kaynak

  • https://www.bloomberg.com/news/articles/2018-11-16/luxury-hotel-built-in-former-pit-mine-to-open-in-china
  • https://www.jade-studio.uk/portfolio/shimao-wonderland-intercontinental-hotel/
  • https://www.forbes.com/sites/ambergibson/2019/01/16/inside-intercontinental-shanghai-wonderland-the-worlds-first-underground-hotel/?sh=4ef1d0581f77

 

..

ABD’de Bir Bakır Sahası Rehabilitasyonu

0
Flambeau Bakır Madeni Rehabilitasyonu

Flambeau Bakır Maden, ABD’nin Wisconsin eyaletindeki Flambeau Nehri’ne kıyısı olan ve Wisconsin’in modern ve katı maden kanunları kapsamında izin alan ve işletilen ilk maden olma özelliği taşımaktadır. Flambeau Madeni’nde izin süreci 1991 yılında tamamlanmış 1993 ve 1997 yılları arasında işletilmiş ve faaliyetleri tamamlandıktan sonra 1998 yılında rehabilitasyon çalışmalarına başlanmıştır.

Bölgedeki uzun maden arama çalışmaları sonucunda 1968 yılında keşfedilen Flambeau cevher yatağı boyut olarak nispeten küçük olsa da sahip olduğu %10 bakır tenörü doğrultusundaki sıra dışı zenginlikteki içeriği dikkat çekmişti. 4 yıllık faaliyet süresi boyunca 181.000 ton bakır, 334.000 ons altın ve 3,3 milyon ons gümüş üretilen madenin işletme süresince iş gücünün %85’ini bölge halkından sağladığı kaydedilmiştir. 2005 yılında gerçekleştirilen bir çalışmada 11 milyon doların vergi ve diğer harcamalar yoluyla yerel halka geri döndüğünü belirtilmektedir.abdde-bir-bakir-sahasi-rehabilitasyonu

1998 yılında başlayan rehabilitasyon çalışmaları kapsamında doldurularak eski yüzey seviyelerine getirilen sahada sulak alan yaratılmış, doğal hayata ev sahipliği yapması için orman ve çayırdan oluşan bir ortam oluşturulmuştur. Sahada 20’den fazla ağaç türü, 100’den fazla yerel bitki türü, sulak alanlarda ise 200’den fazla bitki türü yer almaktadır.

Maden, sürdürülebilir gelişime bağlılığının, dikkatli planlamanın ve modern madencilik uygulamalarının bir örneği olarak sunulurken günümüzde “Flambeau Madeni Doğa Parkuru ve Rehabilitasyon Alanı” olarak anılmaktadır. 20 milyon dolarlık rehabilitasyon projesi sonrası saha tüm yıl boyunca halkın kullanabileceği bir doğal alan haline getirilmiştir.

abdde-bir-bakir-sahasi-rehabilitasyonu

Günümüzde yüzlerce bitki ve vahşi hayvan türüne ev sahipliği yapan sulak alanda ziyaretçiler, on millik yürüyüş parkurlarına ve beş millik binicilik parkurlarına ücretsiz erişimin yanı sıra kuş gözlemciliği, balık tutma ve benzeri aktiviteleri gerçekleştirme imkanına sahip olmuşlardır.

Kaynaklar

Madenciliğin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin Gerçekleştirilmesindeki Rolü

0
Sürdürülebilir Kalkınma

İnsanoğlu yaşam kalitesini yükseltmek, zenginlik ve refah içinde yaşamını sürdürmek amacıyla devam eden bir ekonomik kalkınma mücadelesi içerisindedir. Bu mücadelenin zenginlik ve refah yaratmasının yanı sıra, çevre ve ekosistemde bozulmaya yol açtığını ise özellikle yaşanan bazı çevre felaketleri ile birlikte ancak 20. yy gelindiğinde farkına varmıştır. Çevrenin korunması ve sosyal adalet olmadan gerçekleştirilen ekonomik kalkınma ile elde edilen zenginlik ve refahın uzun dönemde sürdürülebilir olmadığını anlayan insanoğlu, “Sürdürülebilir Kalkınma” modelini ekonomik kalkınma için alternatif bir yaklaşım olarak ortaya çıkarmıştır. “Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu”nun (Bruntland Komisyonu) 1987 yılında yayımladığı ORTAK GELECEĞİMİZ adlı raporu ile birlikte küresel ölçekte geniş bir uygu lama alanı bulan sürdürülebilir kalkınma modeli, az gelişmiş ve gelişmekte olan birçok bölge ve ülkede yoksulluk için uzun dönemde çözüm sunan bir yaklaşım olarak benimsenmiştir. Merkezine bireyi alan, toplumun refahını artırmayı ve bu kazanımların geliştirilerek sürdürebilmesini hedefleyen bu yeni kalkınma modeli, en basit ifadeyle sürdürülebilir bir kalkınmanın ancak toplumun sosyal kapasitesini geliştirerek ve çevreyi (ve ekosistemleri) gerektiği gibi koruyarak zenginlik yaratmakla sağlanabileceğini kabul eder.

Sürdürülebilir Kalkınma
Şekil 1- Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri

Sürdürülebilir kalkınma modeli çerçevesinde belirlenen ilk hedefler, Birleşmiş Milletler önderliğinde 147 devlet ve hükümet başkanlarının da yer aldığı, 189 ulusun temsilcilerinin bir araya geldiği, 2000 yılında gerçekleştirilen tarihi Milenyum Zirvesi’nde imzalanan Binyıl Bildirgesi temelinde Binyıl ya da diğer adı ile “Milenyum Kalkınma Hedefleri” olarak yayımlanmıştır. 2015 yılında ise Binyıl Hedefleri’nin kapsamı genişletilerek, dünya toplumlarının ortak sorunlarını içeren ve bunların çözümüne dair rehberlik sağlayacak olan 17 sürdürülebilir kalkınma hedefleri olarak yayımlanmıştır (Şekil 1). Sürdürülebilir kalkınma modelinin ekonomik, sosyal, çevresel ve iyi yönetişim boyutları temelinde belirlenen bu hedefler Birleşmiş Milletler’in 2030 yılında nasıl bir dünya görmek istediklerini tanımlayan küresel bir vizyonu oluşturmaktadır

 Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesi, hiç şüphe yok ki bütün sektör ve paydaşların uygulama ve faaliyetlerine bu hedefleri dahil etmesini gerektirir. Bu bağlamda bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde madenciliğin, büyük endüstriyel faaliyetler olması dolayısıyla da diğer sektörlerden daha fazla rolü olacaktır.

Madenciliğin sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin (SKH) gerçekleştirilmesinde doğrudan veya dolaylı, pozitif ya da negatif etkileri olabilir, Bu etkilerin özellikle 17 SKH’nden 11’ine (1,5,6,7,8,9,10,12,13,15,16) kuvvetli yansıdığı bilinmektedir (1,2).

Sürdürülebilir Kalkınma
Tablo 1-Madencilik- SKH ilişkisi (2)

Madencilik sektörü, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında birçok fırsat oluşturmakla birlikte zorluk ve riskleri de içerisinde barındırır. Madencilik hiç şüphe yok ki sürdürülebilir kalkınmanın özellikle ekonomik boyutuna olumlu katkılar sağlar: Genel olarak bir ülke için mali gelir kaynağı olabilir, ekonomik büyümenin itici kuvveti olabilir, istihdam yaratabilir ve alt yapı imkânlarının geliştirilmesinde katkıda bulunabilir. Madencilik ancak sürdürülebilir kalkınmanın diğer iki boyutu, çevre ve toplum üzerinde riskler ve zorluklar oluşturabilir; kirlilik, çevresel bozulma, endüstriyel kazalar, kaynak tüketimi, nüfus göçü, ekonomik ve sosyal adaletsizliğin ve sağlık risklerinin artması, insan haklarının ihlali gibi. Aslında tarihsel olarak madenciliğin SKH’lerinin ele almaya çalıştığı bu zorluklara negatif anlamda katkıda bulunduğu belirtilmektedir. Ancak, sektörün son yıllarda çevresel ve sosyal etkilerini yönetme, iş güvenliği ve işçi sağlığının korunması, enerji verimliliğini sağlama, finansal akışlar hakkında raporlama ile saygı ve destek verme yöntemlerini geliştirerek bu tür etkileri ve riskleri azaltma, yönetme konusunda ciddi ilerleme kaydettiği de özellikle belirtilmektedir.

Madenciliğin bazı SKH’i için doğrudan veya dolaylı negatif etki potansiyeli olsa da aslında maden şirketleri için tüm bu hedeflere pozitif katkı sağlama konusunda fırsatlar olduğu vurgulanmaktadır. Bu fırsatların, yerel sosyal, politik ve ekonomik şartlara, madenin cinsine ve madencilik faaliyetinin aşamasına (arama, maden geliştirme, maden çıkarma ve kapatma) ve de yerel halk ve diğer paydaşlar ile yapılan diyalog ve anlaşmaya göre değişebileceği belirtilmektedir. Dolayısıyla, maden şirketlerinin faaliyetin gerçekleştirileceği ülkenin sürdürülebilir kalkınmasına nasıl bir katkı sağlayabileceğine dair mevcut durumu iyi analiz etmeleri gerekmektedir. Bu bağlamda, madencilik faaliyetlerinin (arama, işletme ve maden kapama) sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesine nasıl katkı sağlanabileceğine dair küresel ölçekte sektör, sivil toplum, hükümet, akademi ve finansal kurumları temsil eden 60’ın üzerinde uzman ile yapılan görüşmelere dayalı olarak hazırlanan bir Atlas 2016 yılında yayımlanmıştır(2). Bu Atlas, 17 SKH içerisinde pozitif etkilerin artırılabileceği, negatif etkilerin azaltılıp, olumlu fırsatların yaratılabileceği alanlar ve ilgili eylemleri içeren kılavuz niteliğinde bir dokümandır. Bu doküman sadece maden şirketleri için değil ilgili tüm diğer taraflar için bir maden projesinin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkısını sağlamak/artırmak için fırsatların belirlenmesinde dikkate alınması gereken bir kılavuzdur.

Sürdürülebilir Kalkınma
Tablo 2- ICCM Madencilik Katkı Endeksi yaklaşımına göre Türkiye değerlendirmesi

Madenciliğin ülke ekonomisindeki rolüne ilişkin anlayışın artırılması için son yıllarda birçok girişim başlatılmış, geliştirilen farklı yaklaşımlarla madenciliğin ülke ekonomisine katkısı ülkeler bazında sayısallaştırılıp, derecelendirilmiştir. Bunlardan biri de Uluslararası Maden ve Metal Konseyi (ICCM) tarafından geliştirilen “Madencilik Katkı Endeksi (MCI)” yaklaşımıdır. MCI bir ülkedeki madenciliğin ülke ekonomisindeki rolünü/bağımlılığını değerlendirmeye yönelik geliştirilen bir endekstir. Başlangıçta 3 göstergeye göre (madenciliğin toplam ihracattaki payı, ihracat gelirlerindeki son 5 yıllık değişimi ve maden üretim miktarı) yapılan analizlere, 2016 yılında madencilikten sağlanan vergi ve kar akışlarının toplamını kısmen de olsa yansıtacak dördüncü bir gösterge, mineral rent (üretim değeri eksi “normal maliyet”), eklenmiştir. ICCM tarafından 2 yılda bir yayımlanan rapor, yayım tarihinden önceki 2 yıllık değerlendirmeyi içermekte olup ilk rapor 2012 yılında, 5. versiyonu ise 2020 Aralık ayında yayımlanmıştır (3,4,5,6,7). 2020 yılında yayımlanan raporda Türkiye 182 ülke arasında 50,8 MCI puanı ile 75. sırada yer almaktadır (Tablo 2). Madenciliğin ülke ekonomisine katkısı mineral hammadde zenginliğinin yanı sıra ülke ekonomisinin mineral hammadde kaynağına ne kadar bağlı olduğuna ve de ülkelerin gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak farklılık göstermekle birlikte, birçok düşük ve orta gelirli ülkelerde madenciliğin ülke ekonomisine önemli katkı sağladığı, kalkınma ve yoksulluğun azaltılmasında önemli rol oynadığı belirtilmektedir.

Tablo 3’te düşük ve orta gelirli ülkelerde madenciliğin ekonomiye makroekonomik katkısı, Tablo 4’de ise bir madencilik faaliyetinden elde edilen gelirin paydaşlar arasında dağılım oranları görülmektedir.

Sürdürülebilir Kalkınma
Tablo 3- Madenciliğin düşük ve orta gelirli ülke ekonomisine makroekonomik katkısı(4) *Doğrudan istihdam
Sürdürülebilir Kalkınma
Tablo 4- Madencilik gelirinin paydaşlar arasında paylaşımı (5)

Madenciliğin ekonomiye katkısını anlamada MCI uygun bir araç olarak değerlendirilmekle birlikte madenciliğin katkısının tamamını yansıtacak göstergeler içermediği bilinmektedir.

Örneğin, istihdama ve devlet gelirlerine olan katkısını ve de nicel olarak ifade edilemeyen diğer bazı alanlardaki iyileşmeleri yansıtacak göstergeleri kapsamamaktadır. Ayrıca, madenciliğin ekonomiye katkısı en çok bilinen ve çoğunlukla ifade edilen/göz önünde bulundurulan bir durum olmakla birlikte madenciliğin bir ülkenin sosyo-ekonomik kalkınmasına olan katkısı da göz ardı edilmemelidir. Toplum ve birey için belki de daha önemlisi bu ekonomik katkının sosyal kalkınmaya olan yansımaları olacaktır. Bu bağlamada ICCM, madenciliğin ekonomik katkısı üzerine yapılan araştırmalarda genelde ekonomik ve yönetişim göstergelerin dikkate alındığı ve sosyal kalkınmaya dair göstergelerin gözden kaçırıldığı, dolayısıyla madenciliğin sosyal kalkınmaya olan katkısı hakkında çok fazla çalışma olmadığından hareketle, madenciliğin sosyo-ekonomik kalkınmaya olan katkısını belirlemeye yönelik bir çalışma gerçekleştirmiştir. Bu çalışmanın sonuçları 2018 yılında yayımlanmıştır (8). Bu çalışmada öncelikle ekonomileri mineral hammadde kaynaklarına dayanan ülkeler belirlenerek, mineral hammadde varlığının ülkelerin sosyo-ekonomik kalkınmasındaki rolü sosyal kalkınma göstergeleri ve SKH ilişkisi temelinde analiz edilmiştir. Mineral hammadde kaynaklarına dayalı ülkelerin belirlenmesinde iki kriter dikkate alınmıştır. Bunlar:

  • Mineral hammadde kaynakların ihracat gelirlerinin %20’den fazlasını oluşturması ve
  • Mineral hammadde geliri (mineral rent) gayri safi yurt içi hasılanın %10’undan fazlasını oluşturmasıdır.

1995-2015 yılları arasında bu kriterleri sağlayan 53 ülke belirlenmiştir (Tablo 5). Bunlardan 28 tanesi hidrokarbona (petrol, doğal gaz ve kömür) dayalı ekonomiler, 20 ülkede madenciliğe dayalı ekonomilerdir. 5 ülkede ekonomileri hem madenciliğe hem de hidrokarbon kaynaklarına dayalı ülkelerdir. Belirlenen sosyo-ekonomik ölçütler ve bunların ilişkili olduğu 11 sürdürülebilir kalkınma hedefleri Tablo 6’ da verilmiştir.

Sürdürülebilir Kalkınma
Tablo 5- 1995-2015 yılları arasında “ mineral kaynak varlığına bağlı” ülkeler
*Caribbean ülkelerini içerir
**diğerleri Avrupa’yı içerir

Yapılan analiz ve değerlendirmeler, ekonomileri madenciliğe dayalı ülkelerde insan ve toplum yaşamının iyileştiğini 1995- 2015 zaman aralığında önemli sosyal iyileşmeler sağlandığını göstermiştir. Madenciliğin katkısı en fazla SKH 9, SKH 7 ve SKH 3 alanında olmuştur. Bu alanlarda ölçütlerin %90’ından fazlasında iyileşme gerçekleşmiştir. Yönetişim (SKH 16) ve cinsiyet eşitliği (SKH 5), daha iyi iş imkânı ve ekonomik büyüme (SKH8) alanlarında ise gelişmelerin sınırlı olduğu görülmüştür. Buna rağmen, bu alanlarda ölçütlerin %53-70 ‘inde iyileşme olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, mineral ve metal zengini ülkelerdeki sosyal gelişmenin ekonomileri hidrokarbona dayalı ve de diğer ülkelere göre daha fazla gelişim gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Sürdürülebilir Kalkınma

Tüm bu analiz ve araştırmalar gösteriyor ki, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamada katalizör olacak birçok fırsat sunan madencilik sektörü, ülkelerin sosyo-ekonomik kalkınmasında önemli bir role sahiptir. Ancak unutulmamalıdır ki, bu durum şartlı olup, etkin bir sosyal ve çevre korumanın sağlanmasının yanı sıra insan haklarına azami saygı ve iyi yönetişim mevcudiyetine bağlıdır. Bir ülkede madencilikten elde edilen ekonomik katkının artarak sosyoekonomik kalkınmaya dönüştürülmesinin ülkenin iyi yönetişim kapasitesine bağlı olması, madencilik şirketlerinin faaliyet yürüttükleri ülkelerde iyi yönetişim kapasitesinin geliştirilmesine de katkı sağlama fırsatları oluşturmasını gerektirir.

Sürdürülebilir Kalkınma
Şekil 2-: 1995-2015 zaman aralığında her bir SKH alanında iyileşme görülen ölçütlerin yüzdesi(8)

Özetle belirtmek gerekirse, sürdürülebilir kalkınma bazılarının ele aldığı gibi çevre yönetimi/çevrenin korunması ile eş anlamlı değildir. Sürdürülebilir kalkınma çevrenin korunmasının yanı sıra sosyo-ekonomik, kalkınmanın sağlanmasını da gerektirir. Bu nedenle madencilik sadece yasaklanması gereken veya etkilerinin azaltılması ve de oluşturduğu tahribatın düzletilmesi/ iyileştirilmesi gereken bir faaliyet olarak değil aynı zamanda yaratacağı olumlu kalkınma fırsatlarının analiz edilmesi gereken bir faaliyet olarak değerlendirilmelidir. Bu anlamda, maden şirketleri, hükümetler, sivil toplum kuruluşları ve yerel halk gibi tüm ilgili taraflara görev düştüğü unutulmamalıdır.

Kaynaklar

  1. UNDP and UN Environment, 2018. Managing Mining for sustainable development A source book.
  2. WEF, 2016. Mapping Mining to the Sustainable Development Goals: An Atlas
  3. ICMM 2012. The role of mining in national economies, 1st edition,
  4. ICMM 2014. The role of mining in national economies, 2nd edition.
  5. ICMM 2016. The role of mining in national economies 3rd edition.
  6. ICMM 2018, The role of mining in national economies 4th edition.
  7. ICMM 2020, The role of mining in national economies 5th edition.
  8. ICCM 2018, Social progress in mining-dependent countries: Analysis through the lens of the SDGS.

.

 

.

Rastgele İçerikler