Ana Sayfa Blog

Sorumlu Madencilik İlkeleri’nin Gerekliliği Üzerine

0

2021 yılı madencilik açısından bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de Covid-19 salgınının gölgesinde geçti. Bunun dışında, madencilik sektörünün karşı karşıya kaldığı riskler ve fırsatlara ilişkin her yıl düzenli olarak yayınlanan raporlar baz alındığında, risk ve fırsatlar bakımından mevcut tablonun çok fazla değişiklik göstermediği söylenebilir.

Bilindiği gibi Ernest & Young (EY), her yıl küresel çapta faaliyet gösteren maden şirketleri yöneticilerinin de fikirlerine başvurarak madencilik ve metal endüstrisinin karşı karşıya kaldığı on riski sıraladığı, sektörün mevcut ya da potansiyel risklerini ve fırsatlarını değerlendiren bir rapor yayınlıyor.

Şirketin yayınladığı son rapor[i], 2020 ve 2021’deki riskler sıralamasında “İşletme Ruhsatı” ya da “İşletme Onayı” başlıklarının birinci sıradaki yerini korumaya devam ettiğini gösteriyor. Raporun 2022 öngörüsünde ise daha net olarak ilk defa “Çevresel ve Sosyal Riskler” ilk sırada; yine yasal ve sosyal izin hususlarını kapsayan “İşletme Onayı” ise ayrı olarak dördüncü sırada net bir şekilde yerini almış durumda.

Bir başka uluslararası danışmanlık şirketi KPMG’nin yayınladığı rapora göre[ii], Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY/ESG) başlığı artık madencilik şirketlerinin yönetim kurulu tartışmalarına hükmediyor. Rapor kapsamında gerçekleştirilen ankete katılanların büyük bir çoğunluğu (%91), günümüz madencilik şirketlerinin net ve ölçülebilir bir ÇSY stratejisine sahip olması gerektiğini kabul ederken, %83’ü başarının artık bu ÇSY hedeflerine göre ölçüldüğünü ifade ediyor.

Diğer yandan BM Sürdürülebilirlik Hedefleri, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında imzalanan Paris Anlaşması ve BM İklim Değişikliği Konferansı (COP26), eski bir tartışmanın, ekonomik büyüme merkezli kontrolsüz kalkınmanın sürdürülemezliği meselesinin tekrar gündeme gelmesini sağladı. Kontrolsüz ekonomik kalkınmanın, doğal kaynakların aşırı ve dengesiz tüketimi ile doğrudan bağlantılı derin iklim krizine yol açtığı, ülkeler arasındaki eşitsizliğin hızla artmasına neden olduğu ve tarım alanlarının, ormanların, yeraltı sularının ve doğal kaynakların sistematik tahribinin derin yoksulluğu körüklediği kabul edilmiş durumda. Fakat, bu karanlık tablonun nasıl aşılacağı, hangi bedellerin hangi ölçüde ödeneceği birçok çalışma yapılmış olmasına karşın muğlaklığını koruyor.

Bu çerçevede, bir yandan doğrudan bu karanlık tablonun ana aktörleri olarak görülmeleri nedeniyle, diğer yandan ise, krizin kontrol altına alınmasında atılacak adımlar açısından potansiyel rolleri nedeniyle madencilik, kimya, petrol ve enerji sektörleri iklim krizi merkezli tartışmaların odağında bulunuyor.

Dolayısıyla, madencilik sektörü özelinde konuyu çerçevelendirirsek, sektörün çevresel, sosyal ve yönetsel hususlarda gerçekleştireceği olumlu değişimler, küresel çapta hedeflenen sürdürülebilirliğin gidişatını toptan etkileyecek konumda görülmektedir.

Artık küresel çapta, Çevresel, Sosyal ve Yönetsel (ÇSY/ESG) konuları kapsayan “Sürdürülebilirlik” nosyonunun ayrı ve özel bir uzmanlık alanı olarak kabul görmüş durumda olduğu bir gerçek. Uluslararası şirketlerin büyük çoğunluğunda üst düzey bir sürdürülebilirlik ya da ESG yöneticisi istihdam edilmiş, saha birimleri ÇSY ya da Sürdürülebilirlik politika ve planlarını uygulayabilecek uzmanlar tarafından yapılandırılmış durumda. Bu birimler tarafından uluslararası sosyal, çevresel ve yönetsel eylem planları ifa ediliyor. Türkiye de (zaman zaman gönülsüz ve yavaş olsa da) küresel yönelimlerden etkilenerek dönüşümün bir parçası olmaya çalışıyor. Uluslararası iş pazarında mal ve hizmet sağlayan yerli firmaların birçoğunun benzeri standartlarda iş yapmaya özen gösterdiklerini belirtmekte fayda var.

Özellikle, son on yılda yaşanan iş kazaları, çevresel tahribatlar ve devamında meydana gelen toplumsal tepkiler madencilik sektörünün özeleştiri yaparak şirketlerin teknolojik altyapısını, iş yapma biçimlerini, kadrolarını gözden geçirmesini sağladı; özellikle işin toplumsallaşması ve kamuoyu desteğini kaybetme tehlikesi sektörü gördüğü yanlış ve eksiklikleri düzeltme arayışına itti.

Fakat, tek tek şirketlerin ulaşması arzulanan seviye ve buna ilişkin iyileştirme ve geliştirme çabalarının yeterli olup olmadığı ve tüm sektörde eşit derecede etki yaratıp yaratmadığı konusunun halen tartışmalı olduğu da bir gerçektir. Şirketler açısından bakıldığında teknik, ekonomik ve yönetsel açıdan büyük farkların olduğu görülebilmektedir.

3 Aralık 2020 tarihinde www.madenprofesyonelleri.org ve ertesinde 15 Temmuz 2021 tarihinde Madencilik Türkiye Dergisi’nin 96. sayısında yayınlanan yazımda madencilik sektörünün sürdürülebilir madencilik ilkeleri etrafında düzenlemelere gitmesi gerektiğini vurgulamıştım[iii]:

“Uluslararası standartlar, iyi uygulamalar ve bilimsel iyileştirmeler konularında ısrarcı olmak bu noktada önemli. Hangi taraftan ne tepki geleceğine bakılmaksızın gerekirse yasalarla çerçevesi çizilmiş “Sürdürülebilir Madencilik İlkeleri” oluşturulmalı, mevcut ÇED mevzuatı uluslararası standartlar seviyesine getirilmeli ve denetim mekanizmaları etkin ve yetkin bağımsız profesyoneller tarafından düzenli olarak yerine getirilmeli diye düşünüyorum.”

Bu minvalde, bir yıl gibi kısa bir sürede çok önemli bir gelişme yaşandı. Türkiye’nin en köklü ve kapsayıcı madencilik örgütü olan Türkiye Madenciler Derneği uzun süredir üstünde tartışılan temel konular çerçevesinde bir “Sorumlu Madencilik İnsiyatifi” oluşturma kararı aldı ve bu kararı kamuoyu ile paylaştı[iv].

Dernek, üyeleriyle birlikte “Sorumlu Madencilik İnisiyatifi” kapsamında öncelikli olarak sorumlu ve sürdürülebilir madencilik ilkelerini belirlemeyi hedeflediklerini, bu amaçla alanında uzman akademisyenler ile endüstri profesyonellerinden oluşacak Çalışma Grupları ve bir Danışma Kurulu vasıtasıyla, “Sağlık ve Güvenlik”, “Doğa ve Ekosistem”, “Sosyal Diyalog ve Yerel Kalkınma” ve “İş Etiği ve Şeffaflık” konularını kapsayan bir yol haritası oluşturulmasını planladıklarını, devamında da oluşturulan Danışma Kurulunun Çalışma Grupları ile iş birliği halinde standart ve ilkelere nihai halini vermesini beklediklerini kamuoyu ile paylaştı.

Bu girişim, madencilik sektörünün açık ve şeffaf sosyal diyalog yoluyla, tüm paydaşlarıyla ilişkilerinin daha sağlıklı bir zemine oturtulması ve kamuoyu nezdinde sektörün hak ettiği şekilde tarafsız bir biçimde değerlendirilmesinin zeminini hazırlaması açısından çok önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Ayrıca sorumlu madencilik inisiyatifinin ana çıktısı olarak bir ilkeler bütünü, gereklilikler rehberinin ortaya konulması iş güvenliği, çalışan sağlığı, çevresel, sosyal ve yönetsel hususlardaki farklı bakış açılarının ve uygulama biçimlerinin standardize edilmesi açısından da oldukça faydalı girişim olacaktır, diye düşünüyorum.

Madencilik sektörünün tüm bileşenleri başta olmak üzere, ilgili devlet kurumlarının, üniversitelerin, medyanın ve diğer sivil toplum örgütlerinin de bu girişime destek olması fark yaratacaktır.

Ayrıca, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde bir “Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü”nün kurulması, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) öncülüğünde “Sürdürülebilir Madencilik Standartları” oluşturulması ve nihai olarak uluslararası standartlarda bir Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme (ÇSED) Raporu için çevresel, sosyal, yönetişim hususlarını kapsayıcı bir ÇSED rehberinin uygulamaya konulması sürdürülebilir madenciliğin kuvvetlendirilmesi açısından önem arz etmektedir.

Bu tür bir girişimin nihai hedefi çevreye, insana, topluma saygılı sürdürülebilir madencilik örneklerini destekleyerek geliştirmek, sektör aktörlerinin bu yönde iyileşmesine katkıda bulunmak, gelişmeyi ve iyileşmeyi kabul etmeyen örneklerin ise sektörde barınmalarını zorlaştırmak olmalıdır.


[i] https://www.ey.com/en_gl/mining-metals/top-10-business-risks-and-opportunities-for-mining-and-metals-in-2022

[ii] https://home.kpmg/xx/en/home/insights/2021/02/risks-and-opportunities-for-mining.html

[iii] Sezener, Alper (2021). Her şeye Rağmen Madencilik Değil Sürdürülebilir Madencilik, Madencilik Türkiye Dergisi, sayı 96, 15 Temmuz 2021, MAYEB.

[iv] https://www.tmder.org.tr/blog/tmd-baskani-emiroglu-sorumlu-madencilik-ilkeleriyl/

Madenciliğin Yapıldığı Bölge Halkına Ne Kadar Pay Ayrılıyor?

0
madenciliğin

Türkiye’de maden yatırımcısı, gerçekleştirdiği madencilik faaliyetleri esnasında her yıl, maden cevherlerinin ocak başı satış tutarının (maden gruplarına göre değişen oranlarda) %0,5-18,75’i arasında devlet hakkı vermektedir. Maden Kanunu’na göre, ruhsat sahibi tarafından yatırılan devlet hakkının %25’i il özel idare payı olarak ruhsatın bulunduğu ilin özel idaresine, %25’i ruhsatın bulunduğu en yakın köyden başlamak kaydıyla köylerin yer aldığı bölge ile sınırlı olarak altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere faaliyet alanındaki payı oranında, doğrudan ilgili ilçe veya ilçelerin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına, %50’si de Hazine hesabına yatırılır. Böylece toplanan bu paranın önemli bir kısmının yöre halkı için kullanılması öngörülmüştür1. Şüphesiz ki madenciliğin yalnız bulunduğu çevreye değil tüm ülkeye katkısı, verilen devlet hakkı ve diğer vergilerle sınırlandırılamaz2. Madencilik endüstrisi, faaliyette bulunduğu bölgelerde ekonomik ve sosyal gelişim açısından kısmi ya da genel olumlu bir etki göstererek sosyal kalkınmada merkezi bir rol oynayabilmektedir3. Yörenin bazı sosyal ihtiyaç ve eksiklerini karşılamak üzere “Sosyal Sorumluluk Projeleri” de gerçekleştirilmektedir4.

Bir mineral kaynağı işletilmez ise, yöredeki ekonomik ve toplumsal yapı çok büyük olasılıkla uzun süre olduğu gibi kalacaktır. İşletilmesi durumunda ise gelişecektir. Mineral kaynağı işletildiğinde, gereken işgücünün bir kısmı yakın köy ve kasabalardan temin edilir. Yöre halkının bir kısmı da işletme nedeniyle gelişen hizmet sektöründe çalışır. Maden işletmesi ölçeğinin büyüdüğü ve ömrünün uzadığı ölçüde madenciliğin yapıldığı bölge sanayileşebilir, pazara eklemlenebilir, ve böylece bir cazibe merkezine dönüşebilir5.

Türk medyasında ve diğer iletişim platformlarında madencilikle ilgili yapılan haberlerde6,7 “Maden şirketleri devlete yalnızca ~%2-4 arasında bir pay vermekte, kalanı ise şirketlere kalmaktadır” benzerinde ifadeler kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre sadece devlet hakkının yıllık maden işletme giderine oranı ortalama %14,6’dır. Bu tabloda maden şirketlerinin devlet hakkı dışında yüksek arazi kullanım bedelleri ve diğer vergileri, masrafları da ödediği dikkatlerden kaçmamalıdır. Ayrıca, sadece devlet hazinesine değil, madenciliğin yapıldığı bölge halkına da pay ayrıldığı, harcamalar yapıldığı dikkate alınarak maden işletmelerinin kapanmasına neden olmayan, daha fazla maden yatırımının işletmeye geçmesini sağlayan bir madencilik politikasına ihtiyaç vardır8.

Türkiye Maden Profesyonelleri”ndeki bu makale Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Sektörden Haberler Bülteni’nin 86. Sayısında yayınlanmıştır: Yıldız, T.D., 2021. Türkiye’de maden yatırım ve işletme maliyetleri yükselirken madencilik sürdürülebilir mi? Türkiye Madenciler Derneği Sektörden Haberler Bülteni, 86, 72-75. Erişim: https://www.tmder.org.tr/modules/faq/datafiles/FILE_4FF906-B7D311-BC6A1E-81BAB4-D7D520-134C86.pdf Bu derleme makaleye atıf yapmak isteyenler Sektörden Haberler Bülteni’ne ve Kaynakça’dan orjinali bulunan çalışmalara atıf yapmalıdır.  

KAYNAKLAR

(1) Yıldız, T.D., 2020. Effects of the private land acquisition process and costs on mining enterprises before mining operation activities in Turkey. Land Use Policy, 97, https://doi.org/10.1016/j.landusepol.2020.104784

 (2) Yıldız, T.D., 2021. How can the effects of EIA procedures and legislation foreseen for the mining operation activities to mining change positively in Turkey? Resources Policy, 72, https://doi.org/10.1016/j.resourpol.2021.102018

(3) Sezener, A., 2015. Madencilik açısından sosyal kalkınma ve sürdürülebilirlik. Madencilik Türkiye Dergisi, 47, 96-100.

(4) Oygür, A.V., 2014. Madencilik ve sürdürülebilir kalkınma. TMD Sektörden Haberler Bülteni, 51, 86-92.

(5) Kayadelen, M., 2009. Kamu yararı açısından madenciliğimiz, sorunlar – öneriler. Erişim: <http://www.kayadelen.gen.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=36:kamu-yarar-acsndan-madenciliimiz&catid=6:madencilik&Itemid=11>

(6) Övür, M., 2019. Türkiye ne kazanıyor? 10 Ağustos 2019 tarihli haber. Erişim: <https://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2020/09/02/eski-somurgecilerin-bu-golge-oyunundan-artik-biktik>

(7) İnternethaber, 2019. Kaz Dağları’nda neler oluyor? Alamos Gold şirketi 400 milyonla 4 milyar alacak. 07.08.2019 tarihli haber. Erişim: <https://www.internethaber.com/kaz-daglarinda-neler-oluyor-alamos-gold-sirketi-400-milyonla-4-milyar-alacak-2042335h.htm>

(8) Yıldız, T.D., 2021. Türkiye’de devlet hakkının işletme gideri içindeki yüksek payının sebepleri dikkate alınarak devlet hakkı nasıl hesaplanmalı? Henüz yayınlanmamış makale.

 

.

.

Kentucky’nin En Büyük Binası Aslında Eski Bir Maden…

0

1930’lu yılların ilk döneminde ABD’nin ulaşım altyapısını geliştirme amacı ile yürüttüğü yeni yol ve köprü inşaatlarının doğuracağı ihtiyaç öngörülerek özel sektör tarafından faaliyete alınan ve Kentucky’nin en büyük şehri olan Louisville’de bulunan bir kireçtaşı madeni o dönem oldukça yoğun çalışarak ihtiyaç duyulan hammaddenin üretiminde etkin rol oynadı.

Maden yaklaşık 42 yıl boyunca sürdürülen yoğun üretimin ardından 1970’li yılların başında faaliyetlerini durdurdu. Uzun süreli üretimden sonra madenden geriye kalan devasa mağara bir süre âtıl kalmasının ardından 1989 yılında bir yatırımcı tarafından satın alınarak ticari depolama alanına dönüştürüldü.

1990’ların başından itibaren 850.000 bin kamyonluk geri dönüştürülmüş beton, tuğla gibi hafriyat malzemeleri eski madenin zemin seviyesinin yükseltilmesi ve iç yollar oluşturmak için bu alana taşındı. İlk halinde madeni destekleyen 25 – 30 metre uzunluğundaki kaya sütunları günümüzde hala devam eden zemin doldurma çalışmaları ile ancak 7 ila 10 metrelik kısmı görünecek hale geldi.

Yaklaşık 400.000 metrekarelik bir alanı kaplayan eski madenin %70’lik bölümü Loisville Hayvanat Bahçesi’nin altında bulunmaktadır. Bu özelliğinden ötürü madenin bulunduğu alanın altı ve üstü farklı sınıflandırmalara tabidir ve Kentucy’de bu özelliğe sahip olan tek alan olma özelliğini taşımaktadır.

Maden aynı zamanda taşınan hafriyat malzemelerinden dolayı tonaj olarak eyaletteki en büyük geri dönüşüm merkezi olarak bilinmektedir. Kapasitesi eyaletteki tüm geri dönüşüm merkezlerinin toplamından daha fazladır. Ayrıca eski maden alanı Kentucy Eyalet Yönetimi tarafından bina olarak tanınmış ve bina kodu atanmıştır. Bu durum madene Kentucy’deki en büyük bina olma özelliğini kazandırmaktadır.

Eski yer altı madeninin doğal yapısı itibari ile sunduğu bir diğer özelliği ise sağlam yapısıdır. 260 km/s hızında bir kasırgaya dayanabileceği tahmin edilen maden aynı zamanda insan kaynaklı müdahaleler karşısında da önemli bir sığınak rolü oynayacağı tahmin edilmektedir. Bu devasa yapı bu özelliği nedeni ile 1960’ların başındaki Küba füze krizi sırasında, devlet yetkilileri tarafından olası bir nükleer saldırı ihtimaline karşı, doğal bir sığınak olarak değerlendirilmiş ve 50.000 kişiyi bu alanda barındırmak için planlar yapılmıştır.

Günümüzde “Lousville Mega Cavern” ismi ile anılmakta olan eski madenin bir bölümü depolama tesisi olarak kullanılmakta diğer bölümlerinde ise ziyaretçilerine zipline (ip ile kayma) etkinlikleri, eğitici ve macera gezilerinin yanında bisiklet ve yürüyüş parkuru gibi imkanlar sunulmaktadır. Yüz yıla yakın geçmişi olan mağarada gerçekleştirilen etkinlikler katılımcılara erken dönem madencilik faaliyetleri, mağaranın jeolojisi ve zaman içerisinde madenin değişen kullanım amaçları ile ilgili bilgi edinme imkânı sunmaktadır. Ayrıca madendeki zipline etkinliği dünyadaki tek yer altı zipline parkuru olarak bilinmektedir.

Kentucky’nin

Kentucky’nin Kentucky’nin Kentucky’nin Kentucky’nin Kentucky’nin Kentucky’nin Kentucky’nin Kentucky’nin Kentucky’nin Kentucky’nin Kentucky’nin Kentucky’nin

.

.

 

Türkiye’de Madencilik Yapmak Maliyetli Mi?

0
Türkiye'de

Türkiye’de arazi kullanım bedellerinin yüksek olmasından kaynaklı sorunlar mevzuat değişikliklerinin de etkisiyle gün geçtikçe artmaktadır. Maden yatırımcıları maden işletme faaliyetlerine başlamadan önce, işletme ruhsatı ediniminden itibaren, orman bedeli1,2,3,4, mera bedeli5, özel arazi ve kamulaştırma bedeli6 gibi arazi kullanım bedelleri ödemektedir7. Bunların her biri maden yatırım giderlerini arttırmaktadır. Ayrıca, izin süreçlerindeki gecikmelerden kaynaklı olarak maden yatırım kayıpları da oluşmaktadır. Bu da hesaplanamayan gizli bir maliyet ortaya çıkarmaktadır8,9,10,11,12,13,14,15. İşletme faaliyeti bitimine kadar ise her yıl işletme ruhsat bedeli, devlet hakkı, belediye payı, buluculuk payı, çevre uyum teminatı16, rehabilitasyon bedeli ve çeşitli vergiler olmak üzere birtakım bedeller ödemekle yükümlüdürler7,17. Bu bedeller dünya geneline kıyasla Türkiye’de oldukça yüksektir. Yapılan anket çalışmasına göre maden işletmelerinin maden ömrü boyunca ödediği/ödeyeceği tüm orman bedelleri toplamının toplam yatırım tutarına oranı ortalama %38,32’dir3. Aynı oran ortalama olarak özel arazi/kamulaştırma bedelleri için %2,976, mera bedelleri için %0,44’dür5 (Tabi bu oranlar arazi kullanımlarıyla madenlerin çakışma durumuna göre değişebilir). Türkiye’de sadece orman alanlarında madencilik faaliyetleri yapılabilmesi için maden işletmelerinden; “orman arazi izin bedeli”, “ağaçlandırma bedeli” ve (teminat, hizmet ve rapor gibi) “diğer bedeller”, çevre uyum teminatı + rehabilitasyon bedelleri alınmaktadır. Bunların her biri maden yatırım giderlerini arttırmaktadır. Tüm bu bedellerden sadece “orman arazi izin bedeli” diğer dünya ülkelerinde alınan bedellere kıyasla Türkiye’de binlerce katını bulmaktadır. Türkiye’deki maden yatırım tutarlarının düşük olduğu dikkate alındığında, maden işletmelerinden istenen bu orman bedelleri bir maliyet kalemi olarak yatırım riski yaratacak boyutu aşmıştır3. Tüm dünyada maden ve doğaltaş sektörünün geliştiği birçok ülkede, proje süresince ödenen madencilik faaliyetleri için ödenen orman izin bedelleri dahil tüm mülkiyet izinleri, toplam maden yatırım tutarlarının %2’sini geçmezken18,19 Türkiye’de, sadece orman arazilerinde bu oranın %40-45’leri aştığı somut örnekler bulunmaktadır3. Sadece orman bedellerinin bu kadar yüksek oranda maden işletmelerinden istenmesi nedeniyle özellikle son 8-10 yıldır yerli ve yabancı maden yatırımcılarının giderek Türkiye’den uzaklaştığı tespit edilmiştir20. Türkiye’deki tüm sektörler sadece 2018 yılı içerisinde Orman Genel Müdürlükleri’ne (OGM) işletme faaliyetleri için toplamda 1,639 milyar TL ödemiştir. Bu bedelin 295 Milyon TL’si Türkiye’nin tamamının ağaçlandırma çalışmaları için harcanmıştır21. OGM’nin tüm sektörlerden elde ettiği gelirlerin toplamının %58’i sadece maden işletmelerinden karşılanmıştır22.

Son yıllarda yakıt ve elektrik gideri başta olmak üzere maden işletme giderleri de giderek yükselmiştir. Buna ek olarak Covid-19 salgını tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de etkilemiş, madencilik sektörü bu salgın nedeniyle ekonomik açıdan diğer sektörlere kıyasla daha da fazla etkilenmektedir20. Türkiye’de maden yatırımcısı, gerçekleştirdiği madencilik faaliyetleri esnasında her yıl, maden cevherlerinin ocak başı satış tutarının (maden gruplarına göre değişen oranlarda) %0,5-18,75’i arasında devlet hakkı vermektedir6,29. Şüphesiz ki madenciliğin yalnız bulunduğu çevreye değil tüm ülkeye katkısı, verilen devlet hakkı ve diğer vergilerle sınırlandırılamaz23.

Türk medyasında ve diğer iletişim platformlarında madencilikle ilgili yapılan haberlerde27,28 “Maden şirketleri devlete yalnızca ~%2-4 arasında bir pay vermekte, kalanı ise şirketlere kalmaktadır” benzerinde ifadeler kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre sadece devlet hakkının yıllık maden işletme giderine oranı ortalama %12,8’dir. Bu tabloda maden şirketlerinin devlet hakkı dışında yüksek arazi kullanım bedelleri ve diğer vergileri, masrafları da ödediği dikkatlerden kaçmamalıdır. Ayrıca, sadece devlet hazinesine değil, madenciliğin yapıldığı bölge halkına da pay ayrıldığı, harcamalar yapıldığı dikkate alınarak maden işletmelerinin kapanmasına neden olmayan, daha fazla maden yatırımının işletmeye geçmesini sağlayan bir madencilik politikasına ihtiyaç vardır29.

Türkiye Maden Profesyonelleri”ndeki bu makale Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Sektörden Haberler Bülteni’nin 86. Sayısında yayınlanmıştır: Yıldız, T.D., 2021. Türkiye’de maden yatırım ve işletme maliyetleri yükselirken madencilik sürdürülebilir mi? Türkiye Madenciler Derneği Sektörden Haberler Bülteni, 86, 72-75. Erişim: https://www.tmder.org.tr/modules/faq/datafiles/FILE_4FF906-B7D311-BC6A1E-81BAB4-D7D520-134C86.pdf Bu derleme makaleye atıf yapmak isteyenler Sektörden Haberler Bülteni’ne ve Kaynakça’dan orjinali bulunan çalışmalara atıf yapmalıdır.  

KAYNAKLAR

(1) TMD, 2017. Orman izinlerinde madencilik sektörünün sorunları ve çözüm önerileri. Türkiye Madenciler Derneği (TMD), Editör: Evren Mecit Altın, 27 s., Erişim: <http://www.tmder.org.tr/uploads/pdf/kitap-6.pdf>

(2) TMD, 2019. Orman izinlerinde madencilik sektörünün sorunları ve çözüm önerileri. TMD, Editör: Evren Mecit Altın, İstanbul, 37 s. Erişim <http://www.tmder.org.tr/uploads/pdf/kitap-10.pdf>

(3) Yıldız, T.D., 2020. Forest fees paid to permit mining extractive operations on Turkey’s forestlands & The ratio to investments. Gospodarka Surowcami Mineralnymi: Mineral Resources Management, 36 (3), 29-58. https://doi.org/10.24425/gsm.2020.133935

(4) Yıldız, T.D., 2020. Forest costs paid by enterprises during investment period to carry out mining operations in forestlands. Journal of Engineering Science of Adıyaman University, 7 (12), 24-33. Erişim: <https://dergipark.org.tr/tr/pub/adyumbd/issue/45775/555222>

(5) Yıldız, T.D., 2019. The share of required costs in investment amounts for mining operating activities in pasture lands in Turkey. Journal of Engineering Science of Adıyaman University, 6 (10), 23-31. Erişim: <https://dergipark.org.tr/tr/pub/adyumbd/issue/45775/555222>

(6) Yıldız, T.D., 2020. Effects of the private land acquisition process and costs on mining enterprises before mining operation activities in Turkey. Land Use Policy, 97, https://doi.org/10.1016/j.landusepol.2020.104784

(7) Yıldız, T.D., Kural, O., 2019. Maden işletme faaliyetleri ile hazinenin özel mülkiyet arazilerinin çakışması halinde istenebilecek bedeller & Mevzuat değerlendirmesi. 1. Uluslararası Akademik Araştırmalar Kongresi (16-18 Eylül 2019), Bolu, s.201-202. Erişim: <https://www.researchgate.net/publication/337397715_Maden_Isletme_Faaliyetleri_ile_Hazinenin_Ozel_Mulkiyet_Arazilerinin_Cakismasi_Halinde_Istenebilecek_Bedeller_Mevzuat_Degerlendirmesi>

(8) Yıldız, T.D., 2020. The impacts of EIA procedure on the mining sector in the permit process of mining operating activities & Turkey analysis. Resources Policy, 67, https://doi.org/10.1016/j.resourpol.2020.101681  

(9) Yıldız, T.D., Kural, O. 2020. The effects of the mining operation activities permit process on the mining sector in Turkey. Resources Policy, 69, https://doi.org/10.1016/j.resourpol.2020.101868

(10) Yıldız, T.D., 2020. Recommendations for authorized administration organization in the mining operation permit process in Turkey. Trakya University Journal of Social Science, 22 (1), 117-143. https://doi.org/10.26468/trakyasobed.533814

(11) Yıldız, T.D., 2020. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının (GSM) mevzuat ve madencilik sektörü açısından değerlendirilmesi: GSM ruhsatı ÇED kapsamına alınabilir mi? Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 24 (2), 145-169. Erişim: <https://dergipark.org.tr/tr/pub/cuiibfd/issue/60002/795152>

(12) Yıldız, T.D., 2020. İşletme izin sürecinin madencilik sektörüne etkileri. İKSAD Yayınevi, 1. basım, 394 s. Erişim: <https://iksadyayinevi.com/wp-content/uploads/2020/09/SLETME-IZIN-SURECININ-MADENCILIK-SEKTORUNE-ETKILERI.pdf>

(13) Yıldız, T.D., Kural, O., Aslan, Z., 2019. Türkiye’de orman alanlarında maden işletme faaliyetleri yapılabilmesi için gerekli izinler konusunda yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri. 1. Uluslararası Şişli Bilim Kongresi (24-25 Ekim 2019), İstanbul, s.159-160. Erişim: <https://www.researchgate.net/publication/337397786_Turkiye’de_Orman_Alanlarinda_Maden_Isletme_Faaliyetleri_Yapilabilmesi_Icin_Gerekli_Izinler_Konusunda_Yasanan_Sorunlar_Ve_Cozum_Onerileri>

(14) Yıldız, T.D., Kural, O., Aslan, Z., 2020. Türkiye’de orman alanlarında maden işletme faaliyetleri yapılabilmesi için gerekli izinler konusunda yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri. Fen ve Matematik Bilimleri Alanında Akademik Çalışmalar, Gece Kitaplığı, Bölüm 2, İstanbul, s.23-46. Erişim: https://www.gecekitapligi.com/Webkontrol/uploads/Fck/FenBilimleriveMatematik.pdf

(15) Yıldız, T.D., Kural, O., Çatan, B.E., 2019. Mera alanlarında maden işletme faaliyetleri yapılabilmesi için öngörülen izin süreci. Uluslararası 30 Ağustos Bilimsel Araştırmalar Sempozyumu (28-31 Ağustos 2019), Uygulamalı Bilimler Tam Metin Kitabı, İksad Yayınevi, İzmir, s.272-280. Erişim: <https://www.researchgate.net/publication/337396448_Mera_Alanlarinda_Maden_Isletme_Faaliyetleri_Yapilabilmesi_icin_Ongorulen_Izin_Sureci>

(16) Yıldız, T.D., Samsunlu, A., Kural, O., 2016. Urban development and mining in Istanbul – Ağaçli Coal Field and its rehabilitation. (SWEMP 2016) International Symposium on Environmental Issues and Waste Management In Energy and Mineral Production, 5-7 October 2016, Istanbul, 29, 1-11. Erişim: <https://www.researchgate.net/publication/329962585_Urban_Development_and_Mining_in_Istanbul_-_Agacli_Coal_Field_and_Its_Rehabilitation>

(17) Yıldız, T.D., 2020. Waste management costs (WMC) of mining companies in Turkey: Can waste recovery help meeting these costs? Resources Policy, 68, https://doi.org/10.1016/j.resourpol.2020.101706

(18) Aydın, O., 2018. Yatırımcı dertli.. (Dergi Editörü Önsözü). Madencilik Türkiye Dergisi, sayı 70, s.4.

(19) TMD, 2018. Madencilik İle İlgili Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Raporu. TMD Sektörden Haberler Bülteni, 72, 23-36. Erişim: <https://www.tmder.org.tr/modules/faq/datafiles/FILE_A3FF06-3A8EE4-D94BC6-B9883C-B71E78-072CF4.pdf>

(20) Yıldız, T.D., 2020. Problems of the mining sector that need to be solved urgently. 10th International Science And Technology Conference (ISTEC 2020), (September 3-4, 2020), Nicosia, Turkish Republic of Northern Cyprus. pp.96-97. Erişim: <http://iste-c.net/publication_folder/inte/inte-istec-iticm-ietc-iwsc-2020_abstract_book.pdf >

(21) OGM, 2019. Tarım ve Orman Bakanlığı OGM 2018 yılı Faaliyet Raporu, Ankara, 85 s. Erişim:<https://www.ogm.gov.tr/ekutuphane/FaaliyetRaporu/Orman%20Genel%20Müdürlüğü%202018%20Yılı%20Faaliyet%20Raporu.pdf>

(22) Dinçer, A., 2019. Eskişehir Sanayi Odası Toplantısı, 30.01.2019.

(23) Yıldız, T.D., 2021. How can the effects of EIA procedures and legislation foreseen for the mining operation activities to mining change positively in Turkey? Resources Policy, 72, https://doi.org/10.1016/j.resourpol.2021.102018

(27) Övür, M., 2019. Türkiye ne kazanıyor? 10 Ağustos 2019 tarihli haber. Erişim: <https://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2020/09/02/eski-somurgecilerin-bu-golge-oyunundan-artik-biktik>

(28) İnternethaber, 2019. Kaz Dağları’nda neler oluyor? Alamos Gold şirketi 400 milyonla 4 milyar alacak. 07.08.2019 tarihli haber. Erişim: <https://www.internethaber.com/kaz-daglarinda-neler-oluyor-alamos-gold-sirketi-400-milyonla-4-milyar-alacak-2042335h.htm>

(29) Yıldız, T.D., 2021. Türkiye’de devlet hakkının işletme gideri içindeki yüksek payının sebepleri dikkate alınarak devlet hakkı nasıl hesaplanmalı? Henüz yayınlanmamış makale.

.

.

Altın Madeninde Bir Botanik Park…

0
Rehabilitasyon

Madencilik faaliyetleri sonrası gerçekleştirilen rehabilitasyon çalışmaları ile hedeflenenlerden birisi de sürdürülebilir kalkınma yolu ile yerel halkların uzun vadeli çevresel, sosyal ve ekonomik görünümünü iyileştirmektir. Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilen çevre yönetimi uygulamaları sorumlu madencilik anlayışının uzun vadeli faydalarını sağlamaya yönelik çalışmalar arasında bulunmaktadır. Bu çalışmanın en dikkat çekici örneklerinden birisi ise Endonezya’da bulunan bir altın madeninde gerçekleştirilen bir rehabilitasyon çalışması olarak karşımıza çıkmaktadır.

Newmont şirketinin bir iştiraki olan PT Newmont Minahasa Raya şirketi tarafından işletilen ve Endonezya’nın 4 büyük adasından birisi olan Sulawei’nin kuzeyindeki Ratatotok’da yer alan altın madeni 1996 yılında işletilmeye başlanmıştır. Madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilir gelişimine yoğunlaşarak projenin sosyal, çevre ve kalkınma yönünden performansını arttırmak amacı ile maden henüz faaliyetlerine devam ederken Endonezya Hükümeti ile koordineli bir şekilde rehabilitasyon çalışmalarını sürdüren şirket 2004 yılında ise rehabilitasyon projesini hayata geçirmeye başladı. 2011 yılına gelindiğinde ise yüz binlerce ağaç ekimi ve saha iyileştirme çalışması sonrasında eski maden sahası Endonezya Hükümetine teslim edildi. Ancak, şirket zaman içerisinde projenin kapsamını genişleterek 443 hektar içerisindeki 221 hektarlık alanının botanik park olarak değerlendirilmesine yönelik bir girişim başlattı. Bu proje doğrultusunda Endonezya Orman Bakanlığı, Endonezya Bilim Enstitüsü, Sam Ratulangi Üniversitesi, Kuzey Sulawesi Sürdürülebilir Kalkınma Vakfı ve yerel topluluklar başta olmak üzere ülkedeki birçok kurum ile koordineli şekilde çalışmalar yürüten şirket bu çalışmaların sonucunda ilgili tüm kurumlardan gerekli onayları alarak günümüzde Megawati Soekarnoputri Botanik Parkı olarak anılan bölgeyi 2014 yılı itibari ile botanik park olarak kayıtlara geçirmeyi başardı.

Dünyadaki örnekleri incelendiğinde eski bir maden sahası üzerine bulunması gibi ender bir özelliğe sahip olan botanik park, eski maden sahasının içerisinde 221 hektarlık alan üzerinde bulunmaktadır. Şirket 443 hektarlık eski maden sahasının rehabilitasyonu için 13,5 milyon dolar değerinde yatırım yaparken 221 hektarlık botanik park alanı için ise yaklaşık 40 milyon dolar (Rp 518 milyar) değerinde yatırım gerçekleştirilmiştir.

Proje kapsamında zemin düzenlemesi, ağaç ekimi gibi birçok çalışmanın yanı sıra su akışını güvence altına almak ve su baskını tehdidini ortadan kaldırmak amacı ile 9 kilometre uzunluğunda su kanalı oluşturulmuştur. Aynı zamanda bu kanal sayesinde yüz binlerce ağacın ihtiyaç duyduğu suya ulaşımı sağlanmıştır. Ayrıca, doğayı koruma ve sürdürülebilir bir kullanım sağlama konusunda dünyanın önde gelen botanik parklarından biri olma amacı ile yola çıkılan projede, doğayı arındırmak amacı ile ‘phytoremediation’ adı verilen ve toprak ve sudan ağır metalleri ayırmak için bitkilerin kullanılmasını hedefleyen bir yöntem tercih edilmiştir.  Park aynı zamanda, karbon emilimi konusunda Endonezya’da bir ilk olmuş ve bir model olarak kabul görmüştür.

Sunduğu zengin biyo-çeşitliliklerinden dolayı botanik parkın yüzlerce bitki, kuş, böcek ve diğer hayvan türlerinin yaşam alanlarının korunmasını sağlamasının yanında çevresel araştırma ve eğitim için bir açık hava sınıfı ve laboratuvarı olarak hizmet vermektedir.

Zorlu bir sürecin sonunda tamamlanan proje yerel halk için olumlu ekonomik ve çevresel koşullar yaratmıştır. Karbon emilimi için örnek bir model ortaya koyan proje ayrıca her yıl binlerce bölgesel ve uluslararası ziyaretçi için bir turizm merkezi haline gelmiştir. Bu sayede çevresel olarak yarattığı pozitif etkilere ek olarak hem yerel kalkınmaya hem de ülkenin ekonomisine katkı sağlamıştır.

 

RehabilitasyonRehabilitasyonRehabilitasyonRehabilitasyon RehabilitasyonRehabilitasyonRehabilitasyon

Kaynaklar

https://geotourism.guide/tourpoints/indonesia/sulut/ratahan/nature/kebun-raya-megawati-soekarnoputri-botanical-garden/

https://miningglobal.com/smart-mining/how-turn-gold-mine-botanical-garden

https://rainforestjournalismfund.org/stories/leilem-plant-becomes-icon-megawati-soekarnoputri-botanical-gardens-bahasa-indonesia

https://www.miningpeople.com.au/news/gold-mine-turned-botanical-garden

.

.

 

Kütahya’daki Eski Maden Sahasının Lavanta Tarlaları ile Turizme Kazandırılması Hedefleniyor

0
Kütahya

Eski maden sahalarının ağaçlandırılması konusunda çalışmalarını sürdüren Kütahya Orman Bölge Müdürlüğü, yıllarca işletilen maden sahalarını üretim faaliyetlerinin sona ermesinin ardından yeniden yeşillendirerek doğaya kazandırıyor.

Bugüne kadar 25 yılda 2 bin 446 hektar alanda 5 milyon 252 bin fidanı toprakla buluşturan kurum bu kapsamda Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Tunçbilek beldesindeki eski linyit sahasında lavanta yetiştirmeye başladı.

Eski bir maden sahası olan bölgede ilk olarak 2016 yılında deneme amaçlı lavanta fidesi ekimi yapıldığını ve fidelerin tutmasının ardından çalışmanın genişletildiği ifade eden kurum bölgedeki diğer eski maden sahalarından toprağı verimli olanlarda da lavanta yetiştirileceğini kaydetti.

Kütahya-Bursa kara yolu yakınında bulunan eski maden sahasının yetiştirilen lavantalar ile ziyaret edilebilir hale getirilerek turizme ve ekonomiye kazandırılması amaçlanıyor.

Kütahya

.

.

 

Olivin Maden’inden Avrupa’nın En Büyük Veri Merkezine: Leftal Mine Data Center

0
Olivin

Bir zamanlar, sahip olduğu yüksek erime noktası nedeni ile alüminyum ve çelik dökümünde kullanılan olivin minerali üretimine ev sahipliği yapan ve Norveç’in Kuzey-batısında yer alan Leftal Madeni madencilik faaliyetlerinin sona ermesi ile birlikte ekonomiye kazandırılarak 2017 yılında dünyanın en büyük veri merkezlerinden biri olarak faaliyete geçti.

Veri depolama merkezileri birçok açıdan oldukça talepkar oldukları bilinmektedir.  Lefdal Madeninde gerçekleştirilen uygulama, madenin sunduğu doğal özelliklerin bu taleplerin karşılanmasında önemli bir unsur olabileceğini göstermiştir.

Veri depolama tesislerinin başlıca gereksinimi enerji olarak bilinmektedir. Küçük bir şehir kadar güç kullanabilen veri merkezleri için temiz ve güvenilir enerji büyük önem taşımaktadır. Tüm veri merkezlerinin enerji kullanımı 2013 yılında 375 TW/s olarak kaydedilmiştir. Sadece veri depolama tesislerine ait olan bu kullanım ülkelerin enerji kullanımı ile kıyaslanırsa tüm ülke sıralamasında 11. sırada kendisine yer bulacağı görülmektedir. Kullanılan enerjinin yaklaşık yarısı ise soğutma sistemleri için kullanılmaktadır. Bu noktada Leftal Madeni’nin sunduğu doğal avantajlar ön plana çıkmaktadır. Yeryüzün koşullarından bağımsız şekilde yıl genelinde ortalama 8 derecelik sıcaklık sunana maden ayrıca bir fiyorda yakın konumda bulunması nedeni ile sıvı soğutma sistemlerinin kullanımı için büyük avantaj sağlamaktadır. Buna ek olarak madenin bir kısmının deniz seviyesinin altında olması su dolaşımı için yüksek kapasiteli pompa kullanım zorunluluğun önüne geçmekte ve maliyetleri azaltmaktadır. Madenin tüm bu doğal özelliklerinin uygun amaç doğrultusunda kullanılması Avrupa’daki son teknoloji soğutma sistemlerinin %20-30 daha fazla performans sunmasını sağlamaktadır.

Madenin doğal özelliklerinin sunduğu avantajlar ile maden 1.1’in altında bir güç kullanım etkinliği değeri sağlamaktadır. Bu değer tesisinde kullanılan tüm enerjinin veri depolama ekipmanlarına enerji sağlamak için kullanılacağını tesisin genel giderleri için ise çok az enerji harcanacağını göstermektedir.

Bunun yanında tesiste ihtiyaç duyulan enerjinin yenilenebilir kaynaklardan sağlanabilecek olması yine madenin konumu ve sunduğu doğal özelliklerin bir sonucudur. Toplam 360 MW’lık enerji direk olarak hidroelektrik santralleri ve rüzgâr türbinlerinden elde edilmektedir. Yenilenebilir enerjinin kullanılması ile Leftal Mine Datacenter’in karbon emisyon değerleri sıfır olarak kaydedilmektedir.

Rehabilitasyon çalışmaları sonrasında Avrupa’nın en büyük veri merkezlerinden birisine dönüştürülen Leftal Madeni, madenin doğal özellikleri kullanılarak veri merkezlerinin en büyük sıkıntıları olan fiziksel alan ve enerji ihtiyacını ortadan kaldırmış ve madenlerin ekonomiye kazandırılması alanından inovatif ve alanında öncü bir örnek sunmaktadır.

Olivin Olivin Olivin Olivin Olivin Olivin

.

.

 

MİSGEP Madende: Yaklaşık 30 Madende, 60 Gösterimi Yapılacak “GÜVEN USTA İle VARDİYA ÖYKÜLERİ” Perdelerini Manisa’da Maden Çalışanları İçin Açtı

0
MİSGEP

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM) tarafından yürütülen, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen Madencilikte İş Sağlığı ve Güvenliğinin Geliştirilmesi Projesi (MİSGEP) “Drama Yoluyla İnteraktif Seminerler” faaliyeti altında hazırlanan “GÜVEN USTA ile VARDİYA ÖYKÜLERİ” adlı 8 bölümlük oyun Manisa’da maden çalışanları ile buluştu.

MİSGEP Drama Yoluyla İnteraktif Seminerleri ile maden çalışanları arasında iletişimin ve iş birliğinin teşvik edilmesi, takım ruhunun oluşturulması amaçlanarak hazırlanan ve prömiyeri geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirilen “GÜVEN USTA ile VARDİYA ÖYKÜLERİ” interaktif tiyatro oyununun turnesine başlandı. Turnenin ilk durağı Manisa’nın Demir Export Soma Eynez Yer Altı Kömür İşletmesi’ydi. İnteraktif tiyatro saat 14:00’de maden çalışanlarının beğenisine sunuldu. Sıcak hava koşullarına rağmen izleyenler tarafından beğenilen interaktif tiyatro 21:30’da tekrarlanarak akşam vardiyası çalışanları için de sahnelenecek.

Seminerin açılış konuşmalarında İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Ergün CAN, MİSGEP ile birlikte ülkemizde yer alan yeraltı kömür ve metal maden işyerlerine ve bu işyerlerinin çalışanlarına ulaşmayı amaçladıklarını belirtti. CAN konuşmasında “Bu hedefler doğrultusunda hazırlanan MİSGEP Turne Sahnesi ile 30’un üzerinde ilde maden çalışanlarının emek verdiği ocaklara giderek 60’a yakın seminer düzenleyeceğiz ve 10.000 maden çalışanına ulaşılacağız.” dedi.

İnsan davranışlarını, iletişim temelli konuları ve soyut kavramları anlamada en etkili yöntemlerden biri olan drama tekniği geliştirilen ve 8 bölümden oluşan Drama Yoluyla İnteraktif Eğitim Seminerinde İSG alanındaki işbaşı eğitimi, kişisel koruyucu donanım, tahkimat, iş kazalarını önleme, çalışanın psikolojik durumu, mevcut İSG yasası, haklar, çalışan temsilcisi, tahlisiye ve iletişim gibi farklı temaları içermekte. Her bölümün sonunda seyirciler oyuna dahil edilip yorum ve değerlendirmeleri alınarak interaktif bir oyun sergilenmekte.

Turnenin ikinci durağı ise 30 Haziran 2021’de Soma Yırca Köyü’ndeki İMBAT Madencilik olacak. Drama Yoluyla İnteraktif Eğitim Seminerlerinin Manisa turnesi Temmuz ayının ilk haftalarında diğer madenlerde de devam edecek.

Seminerin tanıtım broşürünü şu linkten görüntüleyebilirsiniz.

MİSGEP MİSGEP MİSGEP MİSGEP MİSGEP MİSGEP

.

.

 

Bir Kömür Madeni, Yüzlerce Olasılık

0
Kömür

Ekonomiye Kazandırma

Madencilik 19. ve 20. yüzyıllarda Avrupa’nın en önemli ve büyük ekonomik öneme sahip endüstriyel faaliyetlerinden biri olarak bilinmektedir. Zollverein XII Kömür Madeni ise Almanya’da bulunan ve bu dönemi sembolize eden önemli madenlerden birisi olarak kabul edilmektedir.

İlk kömür üretiminin 1847 yılında gerçekleştirildiği Zollverein XII Kömür Madeni Kompleksi‘nde  yaklaşık 100 yıllık faaliyet süresi sonrasında ilk olarak 1986 yılında kömür üretimi 1993 yılında ise kok tesisi faaliyetlerine son vermiştir.

Kömür

Modern bir kömür madeninde bulunan açık ocakları, kok fabrikaları, demiryolu hatları, madenci barınakları ve tüketici ve dinlenme tesisleri gibi tüm unsurları bünyesinde bulunduran Zollverein XII Kömür Madeni Kompleksi’nin uluslararası bir kültür merkezi olarak dönüştürülmesine dair düşünceler 1990 yılında planlanmaya başlamıştır.

Estetik olarak dışavurumculuktan kübizm ve işlevselliğe geçişi temsil eden bir siyasi ve ekonomik çalkantı ve değişim döneminin sonunda kurulan Zollverein XII aynı zamanda iki Dünya Savaşı arasında yaşanan kısa ekonomik toparlanma yıllarının somut bir örneği olarak gösterilmektedir. Maden aynı zamanda, küreselleşmenin, ekonomik faktörlerin ve dünya çapında karşılıklı ilişkilerin hayati bir rol oynadığı bir dönemi yansıtan bir endüstri anıtı olarak anılmaktadır.

Tüm bu özellikleri nedeni ile maden 14 Aralık 2001 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Komitesi tarafından Dünya Miras Listesine alınmıştır. Olağanüstü bir evrensel değere sahip olan ve bu nedenle hem benzersiz hem de otantik olarak değerlendirilen madenin aynı zamanda rehabilite edilerek duyarlı bir şekilde kamusal hayata entegre edildiği belirtilmektedir. Madenin tüm bu özellikler göz önüne alınarak insanlığın kültürel ve doğal miras alanlarının korunması amacı ile listeye kaydedildiği kayıtlara geçmiştir. Madeni “Avrupa’daki geleneksel ağır sanayilerin gelişiminin temsilcisi” olarak niteleyen Dünya Mirası Komitesi maden kompleksinin Bauhaus tarzındaki mimarisine dikkat çekerek mimarinin modern sanayi mimarisinin önemli örnekleri arasında yer aldığını kaydetti.

Değiştirme Yoluyla Koruma” sloganı benimsenerek kültürel mirasını günümüze taşımayı başaran Zollverein XII Kömür Madeni Kompleksi her yıl yaklaşık 1,5 milyon ziyaretçisine çeşitliliği, tarihi, kültürü, yaratıcılığı, eğlenceyi, gastronomi ve rekreasyonu birleştiren bir deneyim sunmaktadır.

Kömür Kömür Kömür Kömür Kömür Ekonomiye Kazandırma Kömür

Kaynaklar

https://whc.unesco.org/en/list/975/

https://www.zollverein.de/

.

.

 

Her Ev Aslında Birer Madendir

0
Madencilik

Modern hayatı sürdürmek için gerekli olan temel ihtiyaçlarımızın her birisinde madencilik sonucu elde edilen ürünler önemli yer tutmaktadır. Yemek yerken kullandığımız tabak, çatal bıçak gibi ürünlerden banyodaki klozet lavabo gibi ürünlere kadar her şey madencilik ile var olmaktadır. Günlük hayatımızı sürdürdüğümüz evlerimizi madencilik açısından incelersek her bir evin bir madenden farksız olduğu ortaya çıkacaktır.

Günümüzde hayatımızın önemli bir parçası haline gelen telefon, bilgisayar gibi elektronik ürünlerinin madencilik sayesinde var olduğunu gözden kaçırmak mümkün değil. Bunun yanında çok daha uzun yıllardır günlük hayatımızın bir parçası olan ürünlerde yıllardır madencilik sayesinde hayatımızı sürdürmemize yardımcı olmaktadır.

Alıştığımız modern hayatın sürdürülmesi için her birey yıllık olarak 10 ton petrol dışı maden ürününe ihtiyaç duymaktadır. Bir birey yaşam süresi boyunca ise 1.500 ton kayaç, mineral ve metal kullanmaktadır. Bunlar arasında 400 kg kurşun, 350 kg çinko, 650 kg bakır, 1800 kg boksit, 10 bin kg kil, 14 bin ton tuz, 3.250 kg çimento, toplam 750 bin kg taş, kum ve çakıl tüketmektedir.  Sayılan bu madencilik ürünlerinin büyük bir kısmı hayatımınız büyük bölümünü geçirdiğimiz ev ve iş yeri gibi kapalı alanların inşasında ve içerisindeki eşyaların üretiminde kullanılmaktadır.

2019 yılı itibari ile dünya üzerinde ortalama ömrü yaklaşık 79 yıl olan 7,7 milyar insan hayatını sürdürmektedir. Sayısı her geçen gün artmaya devam eden dünya nüfusunun, oluşumu milyonlarca yıl süren doğal kaynaklara giderek artan ihtiyacı madenciliğin hayatımızdaki yerini ortaya koymakta ve kaynak ihtiyacı arttıkça sürdürülebilirliği sağlamak adına madencilik teknolojilerinin gelişiminin önemini göstermektedir.

Madencilik ürünleri denildiğinde ilk olarak akla sanayi ürünleri gelse de hayatın tüm alanında hatta hayatımızı geçirdiğimiz ve büyük önem atfettiğimiz evlerimizde madencilik ürünleri sayesinde var olmaktadır. Yaşam alanlarımızda ortalama yaklaşık 1000 farklı mineral kullanılmaktadır. Madencilik ürünlerinin yaygın kullanımını daha iyi anlamak adına kullanılan materyalleri incelerken eğer bitki veya ağaç gibi yetiştirilen bir üründen bahsedilmiyorsa direk maden ürünü ya da maden ürünleri kullanılarak üretildiğini gözden kaçırmamak gerekmektedir.

Öncelikle evimizin inşasında kullanılan ürünlere bakarsak kireçtaşı kil, agrega, çimento gibi ürünler kullanıldığı görülecektir. Bunun yanında demir cevheri de günümüzde kullanılan betonarme binalar için vazgeçilmez durumdadır. Ayrıca artık doğal bir ihtiyaç haline gelen elektriği evimizde kullanabilmemiz için kullanılan kablolarda yoğun miktarda bakır bulunmaktadır.

Her evde bulunan mutfak, banyo, oturma odası gibi günlük hayatımızı geçirdiğimiz alanlarda görülmeyen madenler gibidir. Hayatımızın büyük bölümünü geçirdiğimiz bu alanlarda kullanılan madencilik ürünlerinin bazıları şu şekildedir.

Rastgele İçerikler